30 Haziran 2014 Pazartesi

Doğum ve Yeni Annelik Üzerine Gebe Eğitimi

Günler öncesinden size duyurduğum gebe eğitiminin ayrıntılarını yazmak için ancak vakit bulabildim. Çünkü ertesi gün söylemesi çok ayıp olacak ama adaya gidip şezlong ve deniz ikilisinin kucağına bıraktık kendimizi. Dönüş vapurunda kemençe çalmaya başlayan genç çocuk yolculuğumuzu şenlendirdi. Hep bir ağazdan şarkılar söyledik. hafta sonu ise sıkı durun Asya'nın odası geldi. Ayrıntıları ve fotoğrafları çok yakında blog'da olacak. Şimdi bakalım doğum ve sonrası ile ilgili neler öğrenmişiz...


Eğitim Şart



 Yine 50 faktör koruma ve tamamen kapalı ve gölgede gebe vücudu


Teknede sıkıştırılan yeğen pozu

O kadar çok soru sordum ki; doktora gına geldi ve sanırım en çok siz korkuyorsunuz dedi. E tabii korkuyorum cevabı üzerine bir şey diyemedi tabii. Seminerde doğumhane hemşiresi, kadın doğum doktoru, anastezi uzmanı, diş doktoru, fizyoterapist, çocuk doktoru ve yeni doğan hemşiresi vardı. Aşağıda yazdıklarımın sadece seminerde aldığım bazı notlar ve aklımda kalanlardan ibaret olduğunu unutmadan her zaman doktora danışılması ve onun yönlendirmesine göre hareket edilmesi gerektiğini hatırlatmak isterim.


Öncelikle bu doğum denen hadisenin olur zamanını söyleyerek başlıyoruz.Tıbben 37 ile 42 haftalar arası olan doğumlar normal sayılıyormuş.Bu da demek oluyor ki 1 aydan biraz fazla bir dönem gebe kadın hop oturup hop kalkacak...

Öyle her karnımız ağrıdığında hastaneye gitmeyelim diye sancı neye benzer biraz tanımlamaya çalıştılar. Doğum sancıları düzenli aralıklarla gelirmiş. yle ay şurama bir ağrı girdi deyip 1 saa geçip ay sanki tekrar girdi gibi düzensiz ağrılar doğum sancısı olmazmış. Ama bence siz siz olun kendinizi güvende hissetmiyorsanız doğru hastaneye. Ben o kadar rahat olamam herhalde. 10 dakikada 3 kez ağrı girdi ise ve hala hastanede değilseniz hadi canım pış pış. doğru hastaneye... Duş alın biraz çorba için sonra gelin dediler ama bence ne duşu yahu siz hala evde misiniz... Doğum sancıları 45 -50 dakikada bir 15 sn ile başlayıp 5-10 dakikada bir  60 sn sürecek şekilde devam edermiş.

Kanlı ve sümüksü olarak tanımladıkları nişanın gelmesinin ardından doğuma yaklaşık 2 gün varmış.

36-37 haftalarda tuşe dedikleri çatı muayenesiile ilgili çok acıyor mu soruma hiç acımıyor cevabı beni tatmin etmese de yine de paylaşmak istedim.

Doğumun 4 evresi normal doğumda açıklık, çocuğun doğumu ve son kontroller olarak açıklandı. Ama tabii bu bir proje olmadığı ve doğal bir süreç olduğu çin ayrıntıları çok önemsemedim.

Hastaneye giderken doktorun ilk kontrolde istediği tahlil sonuçlarını mutlaka götürmemiz gerektiğini yoksa hastanenin bunları tekrar yapıp ekstra ücret talep edebileceğini hatırlattılar.

Ağrı kısmı ile ilgili yapabilecekleri bir şey olmadığı için ağrıyı azaltmak için sancılara değil, bebeğin doğuşuna odaklanmanın faydası olacağını söyledikler. Tabii ki böyle bir şey yok çok acıyacak ve biz istersek cumurbaşkanlığı seçimlerine odaklanalım bu acıtacak...Ama tabii şu söyledikleri az da olsa işe yarayabilir.

"*Yatarak beklemeyin, hareket edin, yürüyün böylece bebeğin çıkış yolunu bulması kolaylaşır.
 *Yanınızda 1 den fazla kişi olmasın. her girip çıkan kişide stresiniz artar.
* Bileklerinizi lavanta yağı ile ovdutturun. Rahatlatıcı etkisi varmış
* Acemaşiran makamında müzikler ağrı hissini uzaklaştırıyormuş. Denemekte fayda var.
* Kasılmalarda alınan derin nefesler rahatlama verirmiş. O sırada aklınıza gelirse ne ala.

Epidural denilen ağrısız doğum diye tanımlanan bir hadise var. İi bir şey mi kötü bir şey mi anlamadım. Açıklık 3-4 cm olduktan sonra takılıyormuş. Yani bir posta çekiyorsunuz illa ağrıyı. Yürüyebiliyormuşsunuz ama yine de uyuşukluk sebebi ile çok da izin verilmiyormuş. Hoop noldu hani hareket etmek kolaylaştırıyordu doğumu. Burda var bir çelişki. İğne omuruliklerin arasına değil daha dışarda bir yere yapılıyormuş. Benim korktuğum felç riski filan yokmuş. Yapıldıktan sonra ise ne ağrı ne bir şey. Sadece sırtınızda bir boru ile dolaşıyorsunuz o kadarmış. Ikınman gereken zamanları sana doktor söylüyormuş. sancı geliyor çocuk çıkıyor ama sen ne ağrı ne bir şey hiç bir şey hissetmiyormuşsun.

Benim sezeryan ile ilgili ya alerjim varsa ya bayılamazsam ya uyuşmazsam sorularım için sezeryan ile doğumlarda muayene ediliyormuş gebe kadın.

Geldik bebek doğdu sonra neler olacağa. Elimize birer bebek verdiler. Koca göbekli bir sürü kadın kucaklarında bebeklerle ezirme provası yaptık. Çocuğu tam kavramak tam olarak yüzünü göğüse çevirmek ve yaklaşık 30 derecelik bir açı ile tutmak önemliymiş. El parmaklarımız ile C yaparak göğsümüzü öyle tutmalıymışız. Emzirmenin incelikleri tabii ki bence bambaşka bir yazının konusu olmakla beraber gece emzirmesi ve her bir göğsü en az 15 dakika emzirmenin gerekliliğine değinmeden geçemeyeceğim.

Göbek bağı düşene kadar bebeğe çok acı veriyordur diye aklımda kalmıştı benim. Ama tam bir şehir efsanesiymiş. Bebek orayı hiç hissetmezmiş. Bakım önemli tabii. Her emzirmeden önce alt değiştirme günde de en az 3 kere göbek bağı bakımı gerekliymiş.

Uyku ve su içme sütü arttırıyormuş. Her emzirmeden önce bebeğin altını değiştirmek ile beraber kendimizde 1 bardak su içmeliyiz ki sütümüz bol bol olsun.

Tabii ay bu çocuk çok ağlıyor, doymuyor mama verelim diyen aile büyükleri ile savaşmak için hazır olmalısınız. Çünkü bu bizim küçük insanlar hemen biberonun kolaylığına alıştığı için memeyi sen em bu ne be çek çek 2 damla geliyor edası ile memeyi emmeyi bırakabiliyorlarmış.

Benden şimdilik bu kadar. Ben diş hekimi, çocuk doktoru ve fizyoterapist ile ilgili kısımlardan bir başka yazıda bahsetmek üzere hoşçakalın....

23 Haziran 2014 Pazartesi

Paranoyak Gebe İş Başında

Bu güzel Cumartesi günü sabahın 9'unda yazmamın nedeni tam bir paranoyak gebelik vakası. Allah Asya'ya ve yanımdakilere sabır versin dileklerimi öncelikle paylaşmak istiyorum.

Dün akşam ilk oryantal çalışmalarına başlayan Asya karnımın içini adeta bir gazinoya çevirmiş, beni de mutluluktan uçurmuştu. İlk defa bu kadar şiddetli ve tüm hareketini takip edebildiğim için çok heyecanlandım. Hatta bunu facebook sayfamda sizlerle paylaştım. Hepiniz çok güzel dileklerde bulunduğunuz ve mutluluğum üçe dörde katlandı.(Acemi kuzu facebook sayfası için tık tık ) Tüm akşamı ağzım kulaklarımda, kah gülüp kah ağlayarak geçirdim. Derken gece oldu ve uyudum. Günlerdir beni uyutmayan Asya dün gece hiç uyandırmadı beni. e tabii bünye alışmış tekmelenmeye rahatlık battı tabi bana. Bu seferde ay bu bebe neden tekme atmıyor diye sabahı sabah ettim.Gün ışıdı dayanamadım artık saat 06:30 kalktım yataktan. Soluma yatıyorum yok, sağıma yatıyorum yok, konuşuyorum yok, susuyorum yok... Bizim takma güvercininden ses yok. Azcık karnım karıncalansa diyecem ki tamam ama yok. Saati 07:30 zor ettim. Gıcımı uyandırdım. Acaba dün ki hareketler bir şeyin habercisi miydi? Bu bebe neden oynamıyor diye. Baktık olmayacak doğru hastaneye doğru yola çıktık. Bir yandan pimpiriklenmeyim  rahat olayım diyorum ama bir yanım da yok yok diyor, sen doktoru bir gör sonra rahat olursun. sabahın 8'inde nöbeti devralmayan gelen personel ile beraber geldik hastaneye. Daha önce randevu için kendi doktorumu aradım ama tüm gün dolu olduğu için randevu alamadım. Arayayım dedim ama sabahın köründe kadını arayıp bu kız hareket etmiyor desem ne diyecek diye düşündüm. Acilde kim varsa kimse halim çıksın falim dedim ve vardık doktora. Acil doktoru şeker mi şeker bir teyze. Böyle sanırsın elinde küçük cüzdanı ile pazara çıkmış, dönüp karnıyarığını pişirecek bir fedakar ev hanımı. Yok baya beyaz önlük gel bakalım dedi. Acil doktorları hep temkinli yaklaşıyorlar önce. hareket etmiyor bu bebe dedim. du bakalım dedi o da ve ultrasonu açtı. Bizim ki hemen hoplamaz mı? Ay gözlerim yaş, içim sevinç ile doldu. Bizim canım doktor teyze kalbini dinledi, plezentasına baktı, suyuna baktı zaten bizim ki de kıpır kıpır maşallah dedi kapattı ultrasonu. Ben tabii bir milyon soru sordum yine. Önü dönmüş mü, iyi mi, kız değil mi...vb Arkası dönük mü konusunda ilk azarımı yedim. Buda gibi mi dursun çocuk, hareket ediyor, istediği gibi durur sanane dedi. Peki dedim. Hala kız mı dedim ben acil doktoruyum cinsiyetiden daha önemli şeylere bakarım dedi. Peki dedim. Ne desem boynum altında kaldı. Derken kadın masasının başına geçti ben de oturur pozisyona geçtim. Amanın en büyük azarı burda işittim. Nasıl kalmak o sen hamilesin diye kafa göz girdi teyze bana. Böyle hızlı hareketlerde kalkmalarda filan giren krampla doğum sancısını tetikliyormuş. O yüzden en güzeli sakin sakin hareketler.

İşte bir acil muayenesini de böylece atlatmış olduk. Allah'a şükür ikimizde iyiyiz.

19 Haziran 2014 Perşembe

Sağlık Ocağı Maceraları 4

28. hafta ile beraber sondan bir önceki sağlık ocağı gebe izlemine gittim. Neler oldu bir bakalım;






28. hafta göbeği

1-Yine kanımı tek seferde alamadılar. Elimin üzerinden aldırmam diye direnince hemşire de yazık kırmadı beni tekrar tekrar kolumdan denedi. Glukoz ve kan sayımı yapıldı. Sonuçları ertesi gün mail adresime attı. Teknoloji sağlık ocaklarında da baya kullanılır olmuş. Çok hoşuma gitti. Şeker yine alt sınıra yakın. Halsizliğim ondan kalli olabilir. Gel gör ki kan değerlerim düşük. O kadar demir hapı, multivitamin nereye gidiyor anlamadım. Demir emilimim azalıyor diye çay bile içmiyorum nerdeyse. Ailede dalga geçer oldular artık benle. Ama gel gör ki yine düşük. Doktora soracağım bakalım belki arttır demir hapını. Tabii aç gitmek gerekiyor. Ama yanınıza mutlaka yiyecek bir şeyler alın açlık fena bir şey gebelikte. Asya yemek borumu kemirmeye başladı nerdeyse.

2- İdrarda enfeksiyona bakıldı. ben çıkar diye endişeleniyordum biraz. Ama şükür o da temiz çıktı. Size tasiye ben gibi unutkan biriyseniz akşamdan tuvaletin kapısına sağlık ocağına gidelecek yazıp sabah tuvalete gitmeyin. Sonra su içmekten içiniz şişiyor.

3-İlk defa bir alet ile kalp atışları dinlendi Asya'nın. Böyle tansiyon aletinden küçük bir alet. Bir ucunu karnına bastırıyor ve işte o muhteşem ses. Güm güm güm güm. Asya'nın kalp atışları. 125 ve 180 atım aralıklarıymış. Bizim 140 normal çıktı.

4- Tansiyon tabii ki 9,5'larda yine. Olsun yüksek olmasın da düşüğe alıştım artık zaten.

5-Kilo ölçümü. Vallahi bu sağlık ocaklarının tartıları bozuk. Nerdeyse evdeki ile arasında 2 kilo fark var. Aman ne yapayım boşver...

6-Ödem kontrolü... Ay böyle söylyince çok havalı bir işlemmiş gibi geldi. yok ya parmağını bacağına bastırıyor şişin var diyor. Başından beri var benim ödemim. Bana hiç şiş gibi gelmiyor. Su içmek iyi geliyormuş. Daha napim bilmiyorum. Günde 1 galon su içiyorum da.

7- Dını nı nııı.... Hemşire tavsiyeleri. Bir sonraki izlemin 14 Ağustos'ta. Bu zamana kadar doğum yaparsan bana haber ver. Hönk o nedem ya ne doğumu. Bi de üzerine yavaş yavaş hastane çantanı hazırla demez mi? Bana hem de 2 saat kendime gelemedim. O kadar oldu mu ya yaklaştık mı doğuma o kadar. Daha oda boşalmadı, boya yapılmadı, oda gelmedi, kıyafetler yıkanmadı, süsler hazırlanmadı, babayshower yapılmadı. Sadece anne sütü 6 ay bol bol su iç. Töbe suyu ödem için içmiyormuydum emzirme nerden çıktı.


Kafaya dank eden erken doğum ihtimali daha doğrusu korkusu ve kendini tedavi çabası. Annecim zamanında hayırlısı ile gel inşallah.

Gebe Kadın İle Nasıl Konuşulmaz - 3

Doğum yaklaştıkça gebe kadın ile nasıl konuşulmaz maddelerimize yenileri ekleniyor. (Daha önce seriler için tık tık.)Bu da demek oluyor ki gebe kadın şurda kalan son günlerini cinnetten cinnete geçerek geçiriyor. Zaten uykuya hasretiz, karnımız ağır, doğum doğum dedikleri her an kapıda.Karnınız büyüdükçe artık iyice halka maloluorsunuz herhalde, bireyden çok bir inek gibi görülüyorsunuz belki de. Sebep her ne olursa olsun gebe kadın ile nasıl konuşulmaz maddelerini siz siz olun dikkatle okuyun ve yapmayın lütfen.




10- "İkiz mi sizin ki" sorusu bugünlerde başladı.Başlamaz olaydı ne diyim. Şimdi sevgili bayan ikiz olsa bir tanesinin bakımını sen mi üstleneceksin, yok evlat edinmek mi isteyeceksin. Yok tabii öyle bir şey. Ayrıca bu soruyu sorarken ki yüz ifaden de anlıyorum ki kastettiğin kaç çocuğum olacağı değil karnımın kocamanlığı. Sen 55 kilo ile hamile kalmış, 65 kilo doğurmuş, 10 gün sonra 50 kiloya düşmüş gıcık bir tip olabilirsin. Ama ben hamile kaldığımda bir 65 kilo değildim. Asla düz bir göbeğim olmadı. bebem rahat rahat dönüyor, dans ediyor, rakı masası kuruyor içerde,  o yüzden karnım kocaman.

11- "Ay bu sıcaklarda ne yapacaksın?"Şimdi şöyle ki bu hamilelik dedikleri şey 12 ayın 9 ayı sürüyor. Yani sadece 3 aylık boşluğum var. Bu 3 ay da yaza gelmesin diye matematik hesaplaması yapıp hamile kalmadım, kalamadım kusura bakma. Ama teyzem öyle bir söylüyor ki sanırsın dünya da Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında doğum yapan kadın çok az. Olan çok azına da yazık..Kışın da kar yağar yolu kapatır, araba kayar, trafik olur...vb napalım yani doğurmayalım mı? Allah ne zaman verdiyse o zaman geliyor bu bebekler napalım.

12- "Nasıl doğuracaksın?""Ay öyle doğurma" kombosu. Şimdi ben ve doktorum dahil şuan bilmiyorum nasıl olacağını. Allah nasıl kısmet ederse. Normal diye umup, sezeryan olursa da tevekkül edeceğiz diyorum.  E şimdi normal doğuran diyor ki ay öyle zor, böyle zor, saçımı başımı yoldum ağrıdan, böyle bir şey yok...vb. Tamam sezeryan seçeneği var. Olur mu ablanın bununla ilgili de ihtisası tam olduğu için bu seferde sezeryanın zararlarından bahsediyor.A dikişinin acısından doğrulamıyorsun, çocuğun haberi olmadan alınıyor yazık..vb E şimdi napim ağzımdan mı çıkarayım bu çocuğu. 

13- "Ay yakın galiba" Hani sanki böyle yarışmalar var ya. programı izlemeye gelen menapoz teyzeleri çıkarırlar da yarışmacı kilolarını, yaşlarını vb tahmin emeye çalışır, en yakın tahmini yapan kazanır. Yok öyle bir yarışmada filan değiliz. Suratında yine benim koca karnımı ima eden saçma surat ifadesi ile bunu söyleyince yok ben doğurmayı düşünmüyorum diyesim geliyor. Madem bu karşıdan anlaşılır bir şey neden doktor başını poposunu yerini ölçüyor ki, koysun bir tane ablayı kapıya. Senin doğumun yakın, senin ki değil insanlara teşhis koysun abla. Bi de böyle kendi koca göbeklerine popolarına bakmadan ay ne kocaman diyorlar ya böyle zaman duruyor kafalarını kesiyorum sonra zaman akmaya başlıyor ve kafaları hala yerinde.

14- "Erkek/Kız galiba" karnım nedendir bilinmez erkek karnına benziyor herhalde. Herkes erkek sanıyor. Ay bir de şaşırmıyorlar mı kız deyince. Böyle ne dicemi bilmeden boş boş bakıyorum suratlarına onlar da susuyor.

15- "Siz de hamilesiniz hi hi"yok canım nerden çıkardın. Dün yiğenim ile oynarken balon yuttum, karnım o yüzden böyle. Yoksa Şeyda Coşkun gibi kaslı bir krnım var. Bir gün birine yok canım nerden çıkardınız diyeceğim, mahcubiyetten yerin dibine batacak o olacak.

Uykusuzluk asabiyet mi yapmış bende:) 




Uykusuz Her Gece Bu Koca Göbeklere...

28. haftanın sonu gelirken her yerde bu hafta ile beraber hamileliğin son evresine girildiğini ve hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağını okuyordum. Ama açıkçası pek de kulak asmıyordum. Nasıl ki ilk 3 ayın sonunda mide bulantıları baş dönmeleri bıçak gibi kesildiyse bu hafta ile beraber şikayetler de artmaya başladı.Tecrübeli anneler vücudun kendini doğumdan sonraki dönemdeki uykusuz gecelere hazırlandığını söylese de uykusuzluk gerçekten çok sıkıcı. Son 3 gecedir türlü sebeplerle uyanıyr ve bir daha uyuyamıyorum. İlk gece korkunç bir mide bulantısı ile uyandım. Kalktım azcık dolandım geçti uyudum tekrar. 2. gece karnımı yarıyorlarmış gibi bir ağrı ile uyandım biraz mızmızlandım geçti uyudum. Gel gör ki 3. yani dün gece uyandım ve bir daha da uyuyamadım. Neren ağrıyor desen; sadece belli belirsiz bir ağrı var o kadar. Kalktım televizyonu açtım bu sefer. Hiç uykum yok, keyfim yok. Çünkü uyumak istiyorum. Ama nerdee. Saa 3  Allah'tan bir Türkan Şoray filmi buldum. Sevmek ve ölmek zamanı. Yıllar sonra bunun biraz daha edepsizini Ümit Besen ve Banu Alkan da çekmişti. Türkan Şoray varsa her şey izlenir prensibi ile filmi bitirdim. Mutlu sonun veriği huzur ile uyumayı deneyim dedim.

Gittim yatağa ama nerde ne Asya uyuyor ne ben. Döne döne bu aralar yoğun bir iş programı olan gıcımı uyandırıp vicdan yapıp tekrar salona döndüm. Bu arada sol yanına yat diyor herkes, kan dolaşımı hızlanıyormuş. Ama Asya soluma yattım mı çıldırıyor. Bildiğin tekme tokat kaldırıyor beni. O yüzden bu keyifsiz uykusuzluk içinde o tekme attıkça salak bir gülümseme suratıma geliyor yerleşiyor.Sabah ezanını dinledik, namaza kimler kalkıyor camdan baktık, martıları dinledik. Sonunda gün ışıdı ve biz biraz sızdık. E be annecim şurda zaten kaldı 2 ayımız. Bırak güzel güzel uyuyup dinlenelim. Sen böyle yaparsan biz nasıl güç toplıcaz da uykusuz gecelere hazırlanacağız. Neyse bunda da vardır bir hayır diyorum ve bu gece için kendime bol şans diliyorum.

Havaların sıcak olmaya demek az kalır kaynamaya başlaması ile bu durumun ortaya çıktığı da bir seçenek. Haftaya sağnak yağış var diye duydum. İnşallah azcık serinler de şöyle güzelce uyuruz biraz daha.

14 Haziran 2014 Cumartesi

Yüzü Anneye Dönük Bebekler

Asya'nın geçtiğimiz haftaki doktor kontrolünde sırtının karnıma yüzünün ise bana dönük olduğundan bahsetmiştim. Hatta doktor küsmüş bu kız demişti. O zaman gıcıma seninle küsmüş deyip içinin yağlarını eritmek suretiyle bir önceki haftaki tartışmamızın intikamını almıştım. Derken bu hafta tekrar gittik doktora ne de olsa sırtı dönük olduğu için doktor hiç görememişti onu. Sabah heyecanla çıktık yola. Tatil için valizlerimizi de almış mutlu mutlu yoldaydık. Çıkıverdik doktorun yanına.Ultrason açıldı ve doktor bu kızın yine arkası dönük dedi. Hoppala... Yine neye küstün be annecim derken doktor bazı bebekler anneye kucak pozisyonunda durabilirler ama sen kendini biraz yoruyormusun dedi. Tabii ki yoruyorum. Gün boyu işteyim, sonra eve geliyorum dağılan evi topluyorum, çamaşır yıkıyorum, ütü yapıyorum, hafta sonu bebeğim için alışveriş yapıyorum, süslemeler hazırlıyorum... Hormonlarım tavan yaptığı için alışverişe, mağazaları gezmeler doyamıyorum. Tabii acil eylem planı istirahat.

Konuyu facebook'tan paylaşınca sağolsun fikri olanlar benim içime su serpen yorumlarda bulundular. Konu ile ilgili internette de doğru düzgün bir yazı bulamadım. Daha çok baş aşağı ve dik pozisyonlardan bahsediliyor ki, bu pozisyonlar doğum için önemliymiş.Benim gibi bir durumla karşılaşlar için olsun bu yazı panik yapmaya gerek yok.

Bir sonraki kontrolümüz 7 Temmuz'da. Artık 7. ayımızı tamamlamış olacağız inşallah. Belki o zamana odamız gelmiş de kokusunda arınıyor bile olur.


Havuz Şemsiye 50 Faktör Koruma ve 27. Hafta Geride Kaldı...

Yaz geldi böyle oldu. Sıcaklar başladı, su insanı çekmeye başladı. Tüm kış beklenen tatil planlarına çok yaklaşıldı derken; doktordan veto yiyen gebe ne yaptı? Soğuk kış günlerinden beri planladığımız Antalya tatili için doktor uçak seyehatinin %5 risk taşıdığını söyleyince tüylerimiz diken diken oldu. Konuyu sizlerle paylaşıp çok faydalı yorumlar da aldım. Hepinize çok teşekkür ederim. Doktor bu riski alıyor isem tabii ki gidebileceğimi söyledi. Ölçtük tarttık, düşündük taşındık ve sonunda madem öyle araba ile gidelim dedik. Bol bol dinlenir yavaş yavaş giderdik. Ben daha geçenlerde Sapanca'ya giderken afaganlar basan insan nasıl gideceğim diye kara kara düşünürken doktorun o kadar uzun saat araba yolculuğu daha da riskli diyince hoppala oldum. Sonunda her şeyde bir hayır vardır felsefesi ile gitmemizi istemiyor Allah dedim ve gıcımla beraber vazgeçtik gitmekten. Nolur doktoru gitmesi uygundur diyenlerin kafası bulamasın. Bu tamamen tercih meselesi. Çok yakın bir arkadaşım tam benimle aynı hamilelik haftasında Barcelona'ya gidip fink fin de gezmişti. Şimdi Allah bağışlasın dünya tatlısı bir kızı var maşallah. O yüzden gebelik biraz böyle herkes için şahsına münhasır bir durum.

Tabii kafa tatil kafasına girince çıkmıyor bir daha. Doktorun da izniyle 45 dakikalık mesafedeki  Şile Doğa Tatil Köyünde gittik. 2 gece 3 gün kaldık. E tabii tadı da damağımızda kaldı. Oksijene doyduk ama yine de. Ormanın içinde geniş bir arazi kuş, kurbağa sesleri mis gibi. Havuz biraz maceralı geçti ama. Normalde havuzda buruşana kadar çimip çıkıp malak gibi güneşlenen ben şimdi bambaşka bir durum yaşadım. Havuza girerken atlamak zıplamak yok tabii. Merdivenlerden koca göbekli bir Banu Alkan edası ile yavaş yavaş suya iniş. Kulaç kulaç enginlere açılmak yok. Yavaş yavaş kurbağalama köpekleme karışık bir yüzüş. bir kaya balığı edası ile dipten yüzüşler türlü su şakaları yok. Deriler buruşmadan yavaş yavaş havuzdan çıkış. İki havlu ve diğer kuru mayo ile penguen gibi düşmemek için küçük adımlarla önce duşa sonra kabine geçiş. Kabinde kurulanma kuru mayonun giyilmesi ve mutlu son şezlonga dönüş. Yok yok bitmedi. Dünya maalesef yuvarlak ve güneş sürekli hareket ediyor. Havuza girip çıkana kadar ya kafan ya ayağın gölgeden çıkmış oluyor. Hop şemsiyenin yönünü düzelt. Bitti mi bitmedi. Yoğurt kıvamındaki 50 faktör korumayı vücuduna özellikle de yüzüe boca et, saçını tara ve mutlu son. E bendeniz su kuşu, 7 yaşında bir çocuk kadar suda durmak isteyen acemi kuzu tekrar havuza girmek ister ve film Banu Alkan bölümünden tekrar başlar.





Banu Alkan pozları






Ne kadar zahmetli olursa olsun tatil yine tatildir ve candır. Herkese iyi tatiller diliyorum. Seneye inşallah Asya'lı tatilde neler yaptığımızı da yazıyor olurum.

5 Haziran 2014 Perşembe

Pek Meşhur Gebelikte Şeker Yüklemesi

Herkesin anlata anlata biteremediği iğrenç su, defalarca alınan kan, sonucun kötü çıkarsa birebir ablamla yaşadığım girilen diyet o da olmadı her yemekten önce vurulan insülin, şeker ölçümleri ve korkuyla beklenen sonuçları.... İşte benim için şeker yüklemesi bu anlamlara geliyordu. Ailedeki şeker eğilimi ve geçmişi korkularımı kuvvetlendiriyordu. Ablamda çıkan gebelik şekeri hamileliğinin son 3 ayını insülin iğnesi vurularak, her yemekten sonra kanını alıp şekerini ölçerek geçirdi. Bu yüzden gebeliğimin başından beri şeker konusunda hep tedbirliydim. Bayıla bayıla yediğim kesmediğim kesemediğim tek şey Algide classic çikolatalı dondurmaydı. bunun dışında hep bir temkinle yaklaştım ekmeğe, şekere, tatlıya... Malum tombul da olunca risk artıyordu. Derken o gün geldi çattı. Şeker yüklemesi yapılacak ve ak koyun kara koyun çıkacaktı ortaya.

Pazartesi sabahı erkenden kalktık ve doğru hastahaneye. Önemli olan tabii ki aç ve susuz olmak. Aman bunu unutmayın yoksa yapmıyorlar testi. Bilenler bilir kanımı alırken damarımı çok zor buluyorlar. Hele bir de nalet bir hemşire varsa iyice sinir olup damarlarım içlerine kaçıyorlar. Hastane kaydını yaptırıp doğru labaratuara indik. İlk kanımı vermek için oturdum o sevimsiz koltuğa. Ben sevimli sevimli konuşuyorum derken nalet bir hemşire. o kadar belli ki yatağın solundan kalkmış ve elinde koca iğne damarıma damarıma geliyor. Ya kısmet dedi batırdı iğneyi. tabii ben bakmadım ve inanılır gibi değil ilk seferdealabildi kanı. Sonra elime bu şişeyi verdi.Tamamen içtikten 1 saat sonra tekrar gelip kan vereceksiniz dedi. İşte o iğrenç su diye anlattıkları ile karşı karşıyaydım. Sizin için benim içtiğimin fotoğrafını çektim. Çünkü eğer böyle bir şey verdilerse size korkmayın. Tüm anlatılanlar şehir efsanesi diye kabul edin. Herşeyin çaresini bulan İsviçreli bilim adamları bunun da çaresini bulmuşlar. Karşınızda Limon aromalı azcık şekerli oda sıcaklığında gazoz. Oh oh diye diye içtim bitirdim bir kaç dakikada. 

1 saat beklemek bir şey değil ama işte acıkıyor insan, susuyor gebe ve korkuyor iğne yine delecek kolunu diye. İlk saat kolay geçti. Ay bunun tadı pek güzelmiş gazoz gazoz diye insanları aradım geçiverdi zaman. Yine gittik labaratuara. Ne yazık ki aynı nalet hemşire ve hala afyonu patlamamış. Yine oturdum sevimsiz koltuğa bu sefer diğer koluma soktu iğneyi. İçerde hareket ettirmeye başlayınca anladım yolunda gitmeyen bir şey var. Sonra ne dese beğenirsin "burdan gelmiyor" İşte o duymaktan korktuğum cümle. Gelmiyor da neden iğneyi dans ettirip daha çok canımı yakıyorsun e be kadın. Bir de azcık gül demi. Yok nerde. Elimin üstüne geçti. Benim korkudan iyice damarlarım çekildi. En çok acıyan yerlerden biriydi el üstü Sokuverdi iğneyi aldı kanı. O sırada daha sevimli bir hemşire geldi. O bastırdı elimin üzerine. Pek sevdim kadını ve o an karar verdim bir sonraki kanı bu kadına aldıracaktım. Çünkü çilem bitmemiş ve 1 saat sonra tekrar kan vermem istenecekti. Aç 1, gazozdan 1 saat sonra 2, ondan 1 saat sonra 3. kanı alıyorlardı. Kanı verdikten sonra doktorun yanına çıkıp aylık muayenemizi olacaktık. İçeri girdik. Doktor yine güleryüzü ile karşıladı bizi. Şikyetin var mı diye sordu. Söylediklerime yine aynı soru ile cevap verdi. Sürekli mi yoksa olup geçiyor mu? Sürekli devam etmeyen şikayetleri çok dikkate almayan bir doktorum var. Hadi bakalım dedi ve işte kızım ne kadar karakterli bir insan olduğunu annesine nasıl can yoldaşı olacağını gıcımın suratına suratına vurdu. Arkasını dönmüş ve kesinlikle kendini göstermiyordu. Bir önceki hafta bağzı !!! gıcılar gebe kadını çok üzmüş olduklarından kızım küsmüş. Doktor "küsmüş bu kız dönmüyor" dedi. Sadece kalp atışını dinleyip, kilosu (839gr)  ve boyunu (33 cm) söyleyebildi. Haftaya Çarşamba tekrar gelin bakalım hiç bir şey gözükmüyor dedi. Böylece bağzı gıcıların iç yağları erim erim eritildi. Oh olsun.

Son kanı vermek için tekrar aşağı indiğimizde sevimli hemşireyi kolladım ve onun koltuğuna oturdum. Diğer elimin üzerinden almasak da ilk kan gelen yerden alsak olur mu dedim "olur tabii" dedi canım.Tek seferde ben anlamadan alıverdi kanı. Sarılıp öpecektim nerdeyse. Şükür deyip çıktık hastaneden. Öğleden sonra doktoru arayıp sonucumuzun normal olduğunu öğrendik ve derin bir oh çektim. Darısı herkesin başına....