24 Şubat 2015 Salı

Trigonosefali...

Asya'nın rahatsızlığından ve ameliyat olması gerektiğinden daha önce bahsedemedim. Sadece ameliyat günü tek ihtiyacımız olan dualar için sizden destek istedim. Bu zor sınavda bizimle beraber olan tüm dostlarımıza teşekkür ederiz.



Trigonosefali bizim anladığımız kadarıyla nedir, neler yaşıyoruz bir türlü elim yazmaya gitmedi. Sonunda oturdum yazıyorum. Hiç bir bilimsel veriye dayanmadan bir anne gözünden durumu anlatıyorum. Anlatıyorum çünkü bu süreçte aynı şeyleri yaşayan anne Meltemin desteğini asla unutamam. Öyle açıklayıcı öyle destekti ki. Daha önce yüzünü görmediğiniz, hiç tanışmadığınız bir insan nasıl bu kadar candan dost olabiliyor hala anlamadım. Onun da bir blogu var ve yaşadıklarını anlatmış,benden de güzel anlatmış... http://melteminpenceresi.blogspot.com.tr/2013/12/trigonosefali.html

Doğumdan yaklaşık 3 saat sonra çocuk doktoru baba ile görüşmek istiyor diye geldi hemşire. Yüreğim kabardı ve boğazıma bir şey düğümlendi. Bebek yanımda, gayet normal gözüküyor doktor neden çağırıyor. Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğu çok açıktı. Eşim odaya döndüğünde şaşkındı ve rengi bembeyazdı. Doktor bebeğiniz gayet sağlıklı ama ben bıngıldağını hissedemedim demiş. Bıngıldak olmaması ne demek, beynimi yok, ne olur, ne yapmak lazım, karnımda koca bir sezeryan yarığıyla koşarak doktorun yanına gitmek istedim. Bir doktor ismi vermişti beyin cerrahı ona götürün o bu işi bilir demiş. Beyin cerrahını duyduğumda tekrar bir kaynar su döküldü başımdan aşağıya. Tüm endişeleri geride bırakmış, Asyanın doğduğunu görmüş, kucağıma almış, ilk defa emzirmiş ve bir oh demişken beyin cerrrahı diyordu şimdi. O küçük eller o yumuk gözler o çirkin surat ile beraber endişeler geride kaldı sanmıştım. Ertesi sabah Sinem hanım geldi(Hamileliğimi takip eden ve sezeryanı yapan doktor). Tüm gece konuyu araştırdığını endişelenmemem gerektiğini, bir operasyonla halledilebildiğini sütüm için kafamı rahatlatmam gerektiğini söyledi.

Hemen bahsedilen beyin cerrahı Memet Özek'ten randevu aldık.12 günlüktü ilk doktora gittiğimizde Daha kapıdan girer girmez doktor sizin çocuğunuz trigonosefali dedi. Pardon ne seferi derken anlatmaya başladı doktor. bebeklerin doğum kanalından kolay geçebilmeleri için kafataslarında bazı boşluklar olurmuş.(Boşlukların ortasında bıngıldak diye bildiğimiz şey var) Bu boşluklara sütur deniyor. Bu süturlar zamanı geldiğinde 6 aylık, 1 yaşında,2 yaşında olmak üzere yavaş yavaş kapanırmış. Ama gel gör ki bizim küçük Asya ön süturu karnımdayken kapatmış. Bu yüzden de bozuk ve dar bir kafatası gelişimi olmuş. Şakakları çokük ve altında küçük bir yumurta kadar çıkıntı vardı.Bunun riskleri neler diye sorarsanız. Kafatası daraldığından beyine baskı yapabilir ve beyin gelişimini negatif etkileyebilirmiş. Memet bey o kadar tecrübeliydi ki söylediklerinin çoğunu hatırlamayacağımızı bile biliyordu. Öyle de oldu. Aklımda kalan ameliyat edilmesi gerektiği , bunun için 3 aylık olmasını bekleyeceğimiz, bu süre zarfında ona yapabileceğim en uygun şeyin emzirmek olduğu ve ameliyatın açık kanamalı ve bebek olduğu için riskli bir ameliyat olduğuydu. Ağlaya ağlaya çıktım odadan. Eve dönerken biraz daha rahatlamıştım. En azından sorunun ne olduğunu biliyorduk ve çözümü de vardı.

Derken 2,5 ay süren gelgitlerle dolu bekleme süreci başladı. Bu süre sanırım en zoruydu. Ameliyat gününü almıştık.2 Aralık. Ama ameliyata bile karar veremiyordum. Loğusa kafam, kaybetme korkum,yeni annelik ve bilinmez bir durum.

Asya'nın 40 çıkınca kafasının arkasında bir çıkıntı hissettim. Hemen doktor ile iletişime geçtik. Doktor arkada değil ama tepedeki süturda da kapanma başladığını sendromik bir durum olabileceğini bu yüzden bir genetik doktoruna gitmemizi istedi. Yasemin Hanım ile böyle tanıştık. Bir hafta sonrasına aldığım randevu hayatımın en zor haftalarından biriydi. Bir yandan Allah'a şükür ediyor, emanetini her koşulda kayıtsız şartsız koruyacağıma söz veriyor bir yandan da ağlıyordum. Bir hafta sonra doktorun kapısındaydık. O kadar stresliydim ki bankodaki kızlar bile göz göze gelmeye çekiniyor bulutlu gözlerle bana bakıyorlardı. doktorun yanına girdik ve muayene esnasında çok da tepki vermeye başlamamış Asya kıkır kıkır gülüyordu. Sonunda şimdilik izole bir trigonasefali olduğu ve gelişiminde bir sorun olmadığı müddetçe takibe gerek olmadığını duyduk ve çıktık. İyi haber almak bir insanı ne kadar ağlatabilirmiş o an canlı canlı yaşadım. Hasta danışmanı kızcağız hemen bir odaya götürdü bizi hem ağladım hem Asya'yı emzirdim. Binlerce kez şükür ettim ve o kapıdan iyi haber almadan çıkan annelere sabır, dayanma gücü ve sağlık diledim.

Araştırmalarımda Ankara'daki bir doktordan daha bahsediliyordu. Nejat Akalın. O da görsün istedim ve 29 ekim'de 2 aylık bebeğimle Ankara'ya gittik. Nejat Bey durumun ileri olmadığı ameliyatın çok da gerekli olmadığını söyledi ve içimize su serpti. Beyin öndeki dar alana büyüyemez ise arkada kendine yol açar zihinsel bir problem olmaz dedi.

Kafamız karışsa da kapıdan çıktığım andan itibaren ameliyata daha yakındım. Bu sorun ile ilgili kesin bir tedavi biçimi yoktu. Bunu kendi gözümüzle kulağımızla da öğrendik. Ama ameliyat için zaman kısıtlıydı ilk 1 yılda bunu yaptırırsak yaptıracaktık yoksa bir sorun olursa bunun sorumluluğunu kimseye yükleyemeyecektik.

Günler birbirini kovaladı ve ameliyat gününe yaklaştık. Her gün karar veriyor ve 1 saat sonra vazgeçiyordum. Tomografi çektirmemiz gerekiyordu.Çok küçük olduğu için kanser riskini çok arttırıyordu tomografi. Hastaneye gittiğimizde yine çok ağladım ve hep dua ettim. Gün yaklaşmış ve artık ameliyat yoluna girmiştik. Asya'nın uyuması gerekiyordu uyudu da. Onu tomografi makinasına yatırdığımda ve makina onu içeri çektiğinde tekrar vazgeçtim ameliyattan. bebeğimi meleğimi nasıl verecektim ben?

Tomografi sonuçları ile beraber Memet bey'e gittiğimizde bu ruh hali içindeydim. Bana beraber çalıştığı bir psikoloğu önerdi ve ağlarsan çocuğunu ameliyat etmem dedi. Hangi anne ağlamaz diye geçirdim içimden ama ameliyata inen asansöre binene kadar tek göz yaşı dökmedim. Oluyormuş demekki. Vakitsizlikten sadece bir seans psikoloğa gidebildim ama faydası oldu sanırım.

Derken o ana geldik. Gece hiç uyumadık. Sabah 6'da Asya'yı son kez emzirdim. Yola çıktık. Hastaneye gittiğimizde kendimi çok güçlü hissediyordum. O vakit geldiğinde tevekküle sarıldım. Benim bizim için doğrusu buydu. Asya tomografiye girerken daha stresliydim inanın. Çok acıktığı için huysuzlanmaya başlamıştı artık. Ameliyattan köşe bucak kaçmaya çalışan ben artık alsınlar diye dua ediyordum. Hemşire elinde önlükle geldi ve giydirelim annesi dedi. hemşirelerin ünifomalarında bebek, biberon, emzik..vb resimler vardı.Bizim küçük Asya başladı onlara bakmaya ve gülmeye.O güldükçe biz daha da güçlendik ve işte böyle güle güle indi ameliyata. Üzerinden çıkardığımız kıyafetleri elimizde kaldı. Onları koklaya koklaya dua ede ede bekledik bitmesini.

6 saat sonra ameliyatın bittiği haberi geldi. Yoğun bakımda 1 gece kalacaktı bu yüzden indik yoğun bakımın kapısına. Pamuk prenses geliyor dediler. Asansörden indi. Ama ameliyat şişlikleri ve ameliyatın doğası gereği Asya o kadar değişmişti ki şoka girdim.Doktor beklenenden daha fazla işlem yapıldığını ama kafatasında beyin için 350 400 cc yer açıldığını durumunun iyi olduğunu söyledi.Ardından odaya çıktık biz. Semra hemşire gelip de çok şükür sağ çıktı dediğinde kafama çark etti herşey. Asya ameliyat olmuş, bu kadar büyük bir riske girmiş ve çok şükür sağ çıkmıştı.O gece 2 kere inebildik yanına. Hala baygındı, kan veriliyordu. Bir sürü makina bağlıydı. Hemşiresine en sevdiği çıngırağı verip bunu çok sevdiğini söyledik. 5 gün daha hastanede kalacaktık, bizim güçlü ve ayakta olmamız gerekiyordu ve inanmazsınız uyuduk. Sabah koşa koşa gittik yoğun bakımın kapısına. Sonradan öğrendik gece çok ağlamış. Ama sakindi şimdi, gözleri yarım aralık beni gördü. Başladım şarkımızı söylemeye. "Bak bir varmış bir yokmuş eski günlerde,güzel bir kız yaşarmış boğaziçinde"Bana baktı baktı sonuna kadar dinledi. Ben görmedim ama tüm hemşirelerin gözü dolmuş. O gün öğleden sonra odaya aldılar. Kafasında sargılar ve bir de diren vardı. kucağıma alıp emzirmem gerekiyordu ama direnle yapamıyordum. Kucağıma almam, emzirmem beni çok endişelendiriyordu. Diren çıkana kadar da öyle oldu.3. günde diren çıktığında artık daha rahattım. Yeni görüntüsüne de artık alışmaya başlamıştım.Sargılar ile beraber 5. gün taburcu olduk. 15. günün sonunda dikişler alındı. Dikişleri aldırmaya süslenip püslenip gittik kızımla. Önce çok tepki verdi, sonra emerek alındı dikişleri ve gıkı çıkmadı. 1,5 ay hergün günde 2 kez keppra denen bir ilaç kullandık. 1 ayın sonunda kontrole gittik ve herşey beklendiği gibi ilerledi. Bir sonraki kontrolümüz Mayıs ayında tomografi ile beraber içeride neler olmuş ona bakılacak.

Memet Özek ve ekibi, özellikle elimiz ayağımız, gözümüz Semra hemşiremiz bizi öyle güzel yönlendirdi öyle güzel destek oldu ki ne kadar teşekkür etsek azdır. Herşeyin saat gibi düzgün çalıştığı, onların elinde olan her şeyin muhteşem planlandığı bir ekip vardı. Takdiri ilahi dışında herşeyi planlıyorlardı ve hiç bir şey aksamıyordu.

Tüm bu süreçte en zor olanı karar vermek ve ameliyat sonrası ilk günlerdeki bizdeki tedirginlikti.

Herkes kendi çocuğu için en doğru karar verecektir demekle beraber kendi adıma iyi ki de ameliyat olmuş diyorum.Çünkü ameliyat öncesi sağ tarafına bakmayan,bakırtamadığımız Asya çıktığı andan itibaren sağ yanına bakmaya başladı.Endişelerimiz devam etse de keşkemiz yok artık.

Allah hepimizin çocuklarına sağlık, iyilik versin ve bize bağışlasın. Amin.

Çok Şükür Mevlüdümüzü Yaptık, Dualarımızı Ettik

Her bebeğe 40'ı çıktıktan sonra yapılan adetimiz bebek mevlüdümüz sağlık sorunları ve benim müsait olmayan psikolojim nedeni ile 14 Şubat'ta yapıldı. Bebek için iyi dileklerde bulunduk ve bol bol dua ettik. Mevlütlerin sonlarında okunan türkçe dualar beni hep duygulandırır. Yine öyle bir ağlama halleri yaşadım. İçim rahatladı, üstümden yük kalktı ve evimiz dua sesleri ile doldu. Daha karnımdayken teyzesinin aldığı mevlüt kıyafeti ile Asya salım salım salındı ortalıklarda. Daha önce kalabalığa girmediği için şaşkın şaşkın baktı etrafa kendi kendine sesler çıkardı.Çok şükür sıkılıp huysuzlanmadı.

 Gelip, gelemeyip el açıp dua edip iyi dileklerini gönderen herkese teşekkürler.








20 Şubat 2015 Cuma

Pegasus'tan Müthiş Doğum Günü Sürprizi



Düşününce biz annelerin hayatta en çok heyecanlandığı ve hiçbir zaman da unutmayacağı (unutmak da istemeyeceği) an, bebeklerimizin doğum anıdır! Doğumda bebeğimin ilk defa ağlarken çıkardığı ses hâlâ kulaklarımda. :)
Doğumdan sonra yüzlerine her baktığımızda bu heyecanın onlarla birlikte hızla büyüdüğünü de hissederiz. Bu yüzdendir ki bebeklerimizin doğum günleri hem onlar hem de bizim için çok önemli! :)
Pegasus bu heyecanımızı görüp yaşadığımız bu mutluluğu daha da artırarak çocuklarımızın doğum günlerini uçaklarında kutlamaya başladı! Hem çocukları hem de bizi çok mutlu ediyor!
Tüm anne babalar bu videoyu izlemeli. :) http://youtu.be/hKi6S_iZxLM

Bir boomads advertorial içeriğidir.

17 Şubat 2015 Salı

Simsiyah...

Simsiyah hem de öyle bir siyah ki aklanmayan, her yanı kaplayan. Özgecan ki öyle bir can, hepimizin içine işleyen, yüreğini sızım sızım sızlatan, yatmadan önceki dualarımızda yerini alan güzel Özgecan. 

Duyduğum ilk andan itibaren içimdeki öfkeyi, korkuyu dindirmenin bir yolunu bulamıyorum. Asya'ya daha sıkı sarılıyor, "Allah iyi insanlarla karşılaştırsın" dualarımı arkası arkasına ekliyor ve sonra utanıyorum. Özgecan'ın annesi de ilk tekmelerini hissettiğinde benim kadar mutlu olmuştur, ilk doğduğunda cennet kokusunu ciğerlerine doldurmuş, gözünden sakınmıştır. Hatta belki bir zamanlar en büyük korkusu yemek yerken boğazına kaçar olmuştur. Evlerden uzak diye bir laf vardır ki şimdi başka eve düşen ateş hepimizi yaktı.



Yaktı da dumanından neler okundu. Türkiyedeki kadınlar sendeanlat deyip twiiter'da 17.000 ayrı taciz paylaştılar.İnanamadım. Taksiye bindiğinde tedirgin olup birilerini arayıp takside olduğunu haber veren veya haber veriyormuş gibi yapan, eve sipariş geldiğinde evde başkalarının da olduğunu ima etmek için yemekler geldi diye bağıran, evde yalnızken tamirci çağırmayan, gece yalnız kalacaksa diken üstünde duran, uyuyamayan o kadar çok kadın varmış ki. Söyleyelim, dinlesinler bilsinler. Tacize uğradığı için utanmasın kız çocukları. Onlar değil tacizciler korksun ki elleri gözleri malum yerleri kırılsın.

Liseli bir kızken elimde coğrafya kitabım binmiştim otobüse. Kahverengi takım elbiseli, pembe gömlekli bir adam binip tam önümde ayakta durmuştu. O kadar şüpheli hareketleri vardı ki öndeki kadınları uyarmak istedim. Meğersem hedef benmişim. Bir kaç durak sonra hazırlığı bitti ve ereksiyon olmuş cinsel organını bana doğru uzattı. Öyle fütürsuz öyle kendinden emin ve umursamazdı ki inanılır gibi değildi. Ayağa kalkıp bağırmaya ve elimdeki kitap ile adama vurmaya başladığımda durağa geldik, otobüs durdu ve adam koşarak otobüsten indi. Beni boşuna seçmemişti. Liseli bir kız ne yapabilir sesini çıkaramaz utanır demişti. Ben sesimi çıkarmıştım ama ya çıkarmayanlar? Koca otobüs insanın önünde bunu yapma cesaretini nerden bulduğu belliydi. Ben ne ilk ne de sondum. Kimse bir şey sormadı ben nefes nefese yerime oturdum annemi aradım ve beni durakta karşılamasını istedim. Evet adamı güzelce bir dövmüştüm ama bir o kadar da korkmuştum. Tüm detaylar aklımda daha dün gibi. Bu kadarı bile travma yaşamaya yetmişti çünkü. 

Yeterki o rahat uyusun diye tüm eklemlerime kramp girene kadar hareketsiz kaldığım, gözündeki yaşın yere düşmesine kıyamadığımdan öptüğüm, güldüğünde içimin aydınlandığı gözümün nuru Asyam Allah seni hep güzel insanlarla karşılaştırsın. Allah tüm anaların evlatlarını güzel insanlarla karşılaştırsın. Evlere ateş düşmesin böyle içimiz yanmasın. Özgecan son gününü hiç yaşamamış olsun rahat ve nurlar içinde uyusun.




6 Şubat 2015 Cuma

Ek Gıdaya Mı Geçtik, Ek Gıda mı Bize Geçti Belli Değil

Hasretle beklenen gun geldi.5 aylik son kontrolumuzde ek gidaya alistirma icin ilk besinlerimize vizeyi aldik. Oglen meyve suyu yerse posasi, ikindi yogurt,aksam da muhallebi. Ah kizim buyudu bir heves bir heves. Ne guzel gun geldi catti. Hemen cam rende aldik. Kosa kosa gidip en guzel en organik elmayi,organik pirinc unu,organik irmik, keciboynuzu pekmez,yogurt ve gunluk sut aldik. Aile icinde adimin organige cikmasi tesaduf degil yani.

Cam rendede elmayi rendeledik, agiz mendillerinden bir tanesini bunun icin ayirdik.Posayi mendilin icine koyup iyice sıktık.Once kasikla verdik suyu baktik guzel guzel yiyo biberona koyduk.ilk 2 gun bir elmanin yarisini verdik.3.gun bir tam elmanin suyunu icti.3 gun kuralina gore bugun dorduncu gun. Yeni meyva armuta gectik.meyve ile ilgili bir kisitimiz yok.her meyveyi verebilirsin dedi doktor.Elimizde kameralar basladik yeni seyleri denemeye.

Biberon ile veriliyorsa mendilden suzulse de tortu kalabiliyor.Bu tortular biberonun deligini tikayip bebeyi delirtebiliyor.ekstra bir suzgec ruh sagliginiz icin faydali olacaktir.

3 gun kurali: Yeni gidalara baslarken alerjik reaksiyonlari anlayabilmek icin tek bir gidayi 3 gun ustuste verip reaksiyon var mi diye bakiliyor.Eger bir sorun yoksa yeni gidaya geciliyor.

Muhallebi en katiya yakin gida oldugu icin icin beni en tedirgin eden oğün oldu.Ne olur ne olmaz yalnizken yedirmemeye calisiyorum.buna da alisacagim herhalde.Doktor hazir muhallebi degil evde pirinc unu ve irmikle hazirlanan muhallebiyi onerdi. 110 ml yani bir cay bardagi suya bir tatli kasigi pirinc unu koyup karistira karistira pisiriyoruz.5 10 dakika gectikten sonra yarim tatli kasigi irmik de koyuyoruz.5 10 dakika daha pisiriyoruz. Atesten aldiktan sonra da bir kasik keciboynuzu pekmezi koyuyoruz. Pekmez herhangi biri olabilir dedi doktor. Ama ablam keciboynuzu pekmezi ile emiri oyle guclu buyuttu ki ben de keciboynuzu pekmezi vermeye karar verdim.

Iste zurnanin zurt dedigi yer...evde yogurt yapmak.anane gozetiminde,elde telefon dilimizde dua basladik yogurt yapmaya. Basariya bugun ulastik cok sukur. Buyumuste yogurt tarifi verirmisim hadi buyurun

Duasini ilk defa duydum.Ne olur ne olmaz burada dursun"benim elim degil fatima ananin eli olsun.yiyene sifa olsun" ben ekstradan yogurdu uykuya yatirdigimiz icin "eeee eee piş piş diyorum":) ilk 2 gun 100 ml sute 1 tatli kasigi yogurt ile yaptim.Önce sutu kaynatiyoruz.sogumasini bekleyip uzerindeki kaymagi alip serce parmagimizi sute batiriyoruz.icimizden 7 ye kadar sayip elimiz yanmiyorsa ideal sicakliktadir demek oluyor.Icine bir cay kasigi yogurdu koyup karistiryorum.kavanozun kapagina bir havlu kagit koyup sikica kapatiyorum.uzerini de sikica havlu ile sarip firinin icine koyuyorum.isterseniz firini 50 derece de biraz isitip kapatabilirsiniz.ama dun yakmadan yaptim cok daha iyi tutmus. Aksam ustu 4 gibi koyup ertesi sabah cikariyorum.

Bir de yogurt makinasi ile denedim onda da gayet guzel tuttu. 1 litre sute 50 ml yogurt ile bol bol yapiliyor.aksam koyup sabah aliyorum.ekstra hic bir seye gerek yok.

Doktor mama vermeyi kes sadece bunlar ve meme emsin dedi.Ama hayat bana cekilmesi cok zor hale geldi.bildigin cocuk acliktan surekli bagiriyor.yapacak bir sey yok mecbur aralarda bazen mama vermek zorunda kaliyorum.gunde 2 defayi gecirmeme calisiyorum ama.Bu vesile ile bu cocuk ac doymuyor gunleri geri dondu.Doktor ve aile buyukleri arasindaki dengeyi kurmak ip uzerinde yuruyen cambazin isi kadar zor.

Duzen oturana kadar azcik sinir hastasi oluyor insan.Her doktor her cocuga farkli bir sey veriyor.Dolayisiyla da her kafadan bir ses cikiyor.Dgru mu yanlis mi yapiyorum acaba derken ek gidaya hevesle baslayan anne 4 saatte bir mama aralarda emzirmeyi ozler hale geliyor. Bu da gececek insallah.

Bir de yeni gidalar ile beraber inatci lekeler, onluklerde koca koca elmalar basliyor.Bakalim bununla nasil basa cikacagiz