14 Kasım 2014 Cuma

Yeni Doğan Sarılığı Loğusanın Korkulu Rüyası...

Bilirsiniz pimpirik,paranoya,pireyi deve yapma hamilelikte basladi bende. Dogum sonrasi da tabii ki artarak deva ediyor. Dogumdan sonra 6.gunde yani 5 eylulde ilk doktor kontrolune gittik.kilo kaybi muthisti ve doktor israrla mamaya baslama 2 saatte bir emzir diyordu. Ciplakken parmagini gobegine bastirarak surdu ve hafif sarilik var dedi. Halbuki ilk gun koymustuk sapsari bir ortu yanina:)Bu arada hemsire sari giydirmeyin sarilik oldugunu anlamazsiniz dedi.cocuk meger bildigin sarariyormus.goz bebekleri,teni her yeri.

Bilirubin yani sarilik olcumu icin labaratuara indik.Ben dunyanin en sacma seyini yapip aglamaya basladim.Saniyordum ki sarilik cikacak,kizimi yogun bakima alacaklar. Evlat yarim yegenim Emir'i ilk dogdugunda baska sebeplerle 15 gun yogunbakim kapisinda beklemistik.Asya'yi da alacaklar diye korkuyordum.topuk kanini alan sukran hemsireden Allah razi olsun.beni o kadar rahatlattik ki.cougu olsun istiyormus.Allah en kisa zamanda hayirlisi ile ona da gostersin bebegini. Bunda sarilik olacak goz var mi bagirmaktan kulagimi sagir etti,isitme testine giricem dedi.

Eve geldik.1 saat sonra sonucu ogrenmek icin aradik doktoru.sarilik degil ama sinirda yarin tekrar bakalim.siz bol bol emzirin dedi.emzirdim evet ama ne yalan soyleyim accik mama da verdik.biberona alismasin diye kasikla verdik ki azcik tehlikeliymis bogazina kacabiliyormus.bir de tabii hooop sapsari kiyafetler bastan asagi. Giydirmedik de noldu?

Ertesi gun gittigimizde tekrar test yapildi.yine hemsire moral verdi.donuverdik eve.Doktoru aradik ve cok sukur dusuyordu.Sonraki bir kac gun daha sarilik devam etti.tabii bendeki stres de. Sinirda ve kontrolde kaldik ve cok sukur atlattik.

Bugun sunu soyleyebilirim ki o gunlerden doktugum o gozyasi sutumu bir mg bile azalttiysa yazik.evet sarilik da olabilir,yogun bakima da alinabilirdi bir suru cocugun basina bu geliyor.insallah kimsenin basina gelmez veya en kokay sekilde atlatirlar.daha buyuk seylerden Allah tum cocuklari korusun.

Yenidoğan Bebeklerde Turuncu Çiş mi O da Ne?

Asya'yi odamiza getirdikten sonra bir tek topuk kani almak icin babasinin nezaretinde yanimizdan aldilar. Bunun disinda hep benimle odadaydi. Surekli emzirdim,altini teyzesi buyuk teyzesi veya anneannesi degistirdi.2. Gece altini degistirirken emoş yani benim teyzem beni cagirdi.ben artik ayakta dolasabiliyordum. Bezini Gorunce bayilacak gibi oldum.Asya'nin bezinde kan vardi.Can havli ile telefona sarilip bebek hemsiresini aradim. Kocaman bir oh cektiren cevabi aldim.gordugum kan degil, bebegin yeterince beslenemediginin gostergesi turuncu cismis. Idrardaki urat kristalleri bu duruma yol aciyormus.  Hemsire dilerseniz mama verebiliriz dedi. Bir sonraki bez degisiminde de ayni seyi gorunce mama verilmesini istedim. O kadar uzuldum ki mama verildi diye.sanki bebegime zararli bir sey veriyorlardi.hemsireye o kadar kotu bakiyordum ki kizcagiz cekindi benden. Bir sure durdu ama ara ara yine geldi bu turuncu cisler. Sutum yetmiyordu, beslenemiyordu ve surekli kilo veriyordu.bir alarm mekanizmasin olarak da bebemin vucudu turuncu cis ile alarm verdi 10 gun kadar ara ara. Sonra gecti. Her vaka ayni olmaz tabii.doktor idrar tahlili istiyorsa tabiiki yapilmali.bizden istemedi.



Daha once hicbir yerde okumadigim ve duymadigim icin cok sasirmis ve uzulmustum. Aklinizda bulunsun,bilin,korkmayin diye sirf bu konuda yazmak istedim. Ayrica bebegin mama yemesi dunyanin sonu degil inanin.muhim olan onun iyiligi.her ne gerekiyorsa...tabii simdi bana demesi kolay. (O zamanlar bana bunlari soylediklerinde sinir oluyordum.siz bana olmayin.)

13 Kasım 2014 Perşembe

Minik Kuzunun Kalbi Masum Üfürüyor...

Minik Kuzunun ikinci ay rutin kontrolüne gittik 30 Ekim'de. Doktor kalbi dinleyecek,boyuna kilosuna bakacak ve aşılarını yapacaktı. 2.ay kontrolünde karma, verem,zatürre aşısını rutin olarak yapıyorlar. Doktor kalbini dinlerken normalden biraz daha fazla oyalanıp gıcıma hamilelikte 3 boyutlu ultrason yapılmış mıydı diye sordu. Tüm diğer konularda metanetli sandığım kendim Asya ile ilgili konularda kontrolümü kaybediyorum. Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğu belliydi. Kalbinde üfürüm duyuyorum deyiverdi doktor.  Nedendir bilinmez koltuğa yığılıverdim. Şimdilik bir şey yapmaya gerek yok, gelecek ayki kontrolde de duyarsam bir eko çekeriz dedi. O kadar rahat söyledi ki. Üfürme nedir, neden olur, nelere yol açar açıklamadı bile. Ben üfürme nedir bilmediğim için kalbinde bir sorun olduğu düşüncesine takıldım kaldım. Asya aşılardan sonra kıyameti koparıp, çok ağladığı için hemen hastanenin emzirme odasına indim. Bir yandan emziriyor, bir yandan da ağlıyordum. Odadaki kadınlardan biri sordu ne oldu diye. Ben anlatınca da aynı hastanede başka bir doktoru önerdi.Can havli ile o doktorun sekreterine gidip yalvarıp doktorun odasına girdik. Olayı anlatınca muayene etmesine gerek olmadığını üfürük duyduysa üfürüğün olduğunu söyledi. Çocuk doktorluğunu bırakıp bir danışman gibi benimle konuşmaya başladı. Üfürük nedir, nelere yol açabilir açıkladı. Üfürüğün sandığım gibi bir şey olmadığını, kalbi delik olsa bile bir insanın sağlıkla yaşayabildiğini sadece Türk filmlerinde insanların delik kalp yüzünden öldüğünü söyledi. Eko çektirmek için bebek açısından hiç bir acelemiz yokmuş ama benim psikolojim için hemen gidip çektirin dedi.

Biz ancak 1 hafta sonrasına randevu alabildik ve bugün ekosu çekildi Asya'nın.  Çok şükür masum üfürme çıktı. Doktorun açıkladığına daha doğrusu benim anladığıma göre; Anne karnında akciğer çalışmadığını için farklı bir mekanizma ile kalp çalışıyormuş. Doğum ile beraber bu geçici mekanizma ortadan kalkmaya başlıyor, zamanla da tamamen kapanıyormuş. Bu geçici kanallardan gelen ses de üfürme olarak duyulabiliyormuş. Korkulacak, kalp ile ilgili bir sorun yokmuş yani. Bana da sakin ol bir sürü çocukta oluyor masumdur demişlerdi ama içim rahat etmemişti.Edebiliyorsa sizin etsin ve inşallah hiç bir şey çıkmasın.



Eko denilen şeyde ne yapıyorlar onu da anlatayım. Kasık ve karın boşluğunu elle muayene ediyor. Sonra hamileyken karnımıza tuttukları ultrason cihazı var ya onun daha minik uçlusunu kalbine yapıştırıyor. 15 dakika kadar bilmem neresi bilemem kaç milim diye ölçümler yapıyor. Sen yüreğin böyle ağzında, kalp krizi geçirmene ramak kala doktorun ağzının içine bakıyorsun ve inşallah çok şükür herkese bir sorun yok diyor.. (Mimiksiz doktorlardan nefret ediyorum. Yolunda gitmeyen bir şey yoksa accık gülümse de içimiz açılmasın dimi. )

Peki Asya ne yaptı? Benim cesur kızım duvardaki hayvanları seyretti, makinadan ses çıkınca bilgisayara ve bol bol doktorun suratına baktı. Ben sürekli arkadan şarkılarımla kendisine eşlik ettim.Hiç ağlamadan atlattık inanmazsın. Gurur duydum minik kuzumla...

6 Kasım 2014 Perşembe

Acemi Kuzu Minik Kuzusuna Kavuştu...

Sonunda beklenen gün gelip çattığında tüm dünya, etrafınızdaki her şey, daha önce yaşadıklarınız bir toz bulutuna dönüp kayboluyorlar. Tek önemli olan karnımda sürekli hoplayıp zıplayan küçük kızımın yüzünü görmek, ona dokunmak oluyor. Korkular, kaygılar, felaket senaryoları kafamda dolaşırken ne yazık ki kavuşmanın heyecanına kendimi kaptıramadım. Bu yazıda doğum için hastanenin kapısına gelişimizden devam ediyorum. Daha öncesi için tık tık .

Kurbanlık koyun gibi bize refakat eden hastane görevlisinin peşine takıldık ve odaya çıktık. İçimden sürekli kendime telkinde bulunsam da bir türlü kendimi kontrol edemiyordum. Odaya girdiğimde işin ciddiyetini daha çok anladım. Evet işte bir kaç saat sonra vuslata erecektik, kızımı kanımı canımı bu yatakta emziriyor olacaktım. Ama o bir kaç saatten o kadar korkuyordum ki. Hazırladığım süslemeler, hediyelikler, odanın dizaynı, günlerce kafa yorduğum her şey o an önemini yitirdi. Sadece içimdeki kaçma isteğini bastırmaya çalışıyordum. Derken hemşire geldi ve ameliyat önlüğünü getirdi. İğrenç mavi önlüklerden olmadığına sevindim. Puantiyeli cicili bir şeydi. El tırnaklarıma oje sürmediği için kuaförüme içimden teşekkür ettim. Çıkarmak zorunda kalmadım. Aklınızda bulunsun el tırnaklarındaki ojeye karşı çok katılar. Ayak tırnakları sorun olmuyor ama.Tansiyon, nabız derken beklemeye başladık.


Ağlamaktan gözlerim açılmasa da bu pozu vermesek bir yerimiz eksik kalırdı.


Önlüğüm güzel demiştim dimi. 
Benim küçük annem canım ablamın bana benim ona sarılışımda bin mana gizli...


Gıcımın ve annemin yüzündeki tedirginlik, heyecan hiç de belli olmuyor:p


İnsan çevresinde heyecanla gözünün içine bakan ailesi varken azcık kendini tutar da ağlamaz dimi. Yok ben böğüre böğüre ağlıyordum. Azcık sakinleşiyordum  derken gözümden yine yaşlar akıyordu. Annemle gözgöze gelince, ablamla göze göze gelince, gıcımla göz göze gelince.. kısacası nereye baksam gözümden yaşlar akıyordu. Herhalde daha önce hiç bu kadar içlenmemiştim. Asya'nın büyük teyzesi canım Emoş, halası, dedesi hepsi gözümün içine bakıyordu. gözümü tam karşıdaki saate diktim sonunda ve sedye ile geldiler. Sonrası bende hep kaçma isteği ve durmadan okunan dualar. 

Asansör direkt ameliyathaneye indiğinden herkesi geride bırakıp soktular beni asansöre. Bir hemşire bir hastabakıcı. Sağolsun hastabakıcı teyze saçımı okşadı sakinleşeyim diye. Böyle ağlarsan uyanırken çok zorlanırsın hadi ağlama dedi. Benim duama eşlik etti. Teyze de geride kalıp beni tıbbı malzeme gibi ameliyathanenin kapısına bıraktıklarında doğumdan vazgeçtim. Benim daha zamanım var dedim ama dinleyen olmadı ve sedyemi ittirmeye başladılar.

Tam anlamı ile"çenesine vurmak"olayını yaşıyordum. Kimi görsem konuşmaya başlıyordum. Amma kalabalıklar diye düşündüm. Ameliyattan uyanamayacağım korkumu herkese söyledim. Beni pek ciddiye almadan işlerini yapmaya devam ettiler. Derken doktorum geldi ve "Cüssene bak da utan ne çok korkuyorsun. Asya doğunca senin annen korkak diyeceğim"dedi. Sonda takıldı mı diye sordu doktorum. Ben yine lafa karıştım. Sonda takmayın ben tutarım çişimi dedim. Doktor dalga geçti benle, 4 litre serum verilecek akşama kadar ayağa kalkmayacaksın tutamazsın dedi. Ben lütfen tutarım diyince iyi dedi. Kesin ben uyuyunca takacaklar dedim ama takmamışlar. Çok da güzel tuttum çişimi hiç zorlanmadım. Canım doktorum benim. En son hatırladığım elimdeki sızı gözümde ise  doktorumun elinde batikonlu gazlı bez ve batikon kasesi ile hadi ama artık uyu demesi. Sonra çok derinlerden bir ağlama sesi duydum. Çok şükür doğdu ve ağladı dedim tekrar griliği boğuldum. Sonra uyandım nefes alamıyorum. Gözüm açılmıyor ve nefes alamadığımı söyleyemiyorum. Derken tekrar grilik...En son uyanışımda karnımla oynuyorlardı. Benim canım çok acıyordu. Ama hareket edemiyordum. İşte dedim korktuğum başıma geldi, tam uyuyamadım ve işte hissediyordum. Uğraşa uğraşa bacağımı kıpırdattığımda bir kadın sesi uyanıyor dedi. Çok acıyor diyebildim. Tamam flasterini yapıştrıyorum bitti dedi ve o an tam olarak kendime geldim. Herkese Asya'yı sordum.Ama sürekli sürekli sürekli...Korktuğumun aksine uyanmakta hiç zorlanmadım. Ağrı, acı hissetmedim. Çok güzel bir kız doğdu, çok iyi dediklerinde gözlerinin içine baktım.Evet hepsinin gözünün içi gülüyordu, gerçekten Asya iyiydi. O andan itibaren ameliyathaneye giren benden tamamen uzaklaşmıştım. Hiç bir acı hissetmiyordum çok mutluydum. Ameliyathanedekileri odama Asya'nın hediyeliklerinden vermek için davet bile etim. Ben gitmeden haberim ulaşmış yukarı. Bütün ameliyathane hayran kalmış bana. O kadar şebeklik boşuna değilmiş yani.

Asansörden çıktığımda odanın kapısına baktım hemen. Herkes kapıda beni bekliyordu. Beni görür görmez zıplayıp hepsi koşmaya başladı. O an onlara ne kötülük yaptığımı farkettim. O kadar kötüydüm ki giderken çok tedirgin beklemişlerdi beni. Koca bir sesle " Ben çok iyiyim" diye bağırdım. Yüzlerindeki şapşal gülümseme içime yayıldı. Ablam'ın "Ayşe çok güzel bir kızz" dediğini hatırlıyorum en net. Bir de gıcımın elimi sıkıca tutuşunu. Hiç sersem değildim, gittiğimden daha çok kendimdeydim ve geriye tek bir şey kalmıştı kızımla kavuşmak. İyi olmasına o kadar sevindim ki görmek için acele etmiyordum. sadece saate bakıyordum, ilk yarım saat emzirmesini kaçırmak istemiyordum.

Odada yatağa aldılar. Canım biraz yanmıştı. gerçekten birazcık. Geceliğimi sonra giyim dememe kalmadı bir baktım önlüğü çıkarıp geceliği giydirmişler bile bana. Herkes bir şey diyordu, herkesin yüzü gülüyordu tabii benim de. Derken o an geldi işte Asya hemşirenin kucağında geldi.

Kucağıma verdiklerinde ne yüzü, ne vücudu (Zaten eciş bücüş tuttuğun için pek de yüzünü göremiyorsun bebeğin) sadece kokusunu kazıdım aklıma. O an aklıma cennet geldi. Neden bilmiyorum ama cennetin bir kokusu varsa bundan başkası olamaz dedim. Asya yıkanmamış sadece silinmişti. Bu yüzden de tüm kokusu üstündeydi. Yine aynı sebepten beyazdı. Ağlamadım bir çok insan gibi. Mutluydum, inanamıyordum ve ağzım kocaman gülüyordum sadece.

Romantik anlara burada son verilip emzirmeye çalışma safhası başladı hemen. Cennet kokulu kızım memeyi yakaladığında odadaki tüm kadınlarda bir sevinç çığlığı peyda oldu. Memeyi tutup da emmeye başladığı anda romantik anlar yine başladı.

50 cm boyunda ve 3.670 gr agirliginda sis surat,koca sesli,cennet kokulu,mis Asya'miz dogdu.

Hoşgeldin minik kuzum, sukurler olsun...


Yazı dizimiz :) hastane günleri ve evde ilk günler ile devam edecek:)