31 Temmuz 2014 Perşembe

34. Hafta ve Küçük Hormon Cadıları...

Son günler bazılarına bir türlü geçmez diyorlardı ama benim herşeyim anormal olduğu için zamanım da yavaş değil çok hızlı geçiyor. Her hafta aynı şeyi soruyorum ama yine soracağım ne ara 34. hafta oluverdi. Artık internette çoğu yazı diyor ki bebek bu hafta doğsa bile kısa sürede 9 aylık bebekleri yakalayabilecek güçtedir. İşte bu insanı hem bebeği olacağı fikrine iyice hazırlıyor. Bizim 8 mm kesesi olan küçük hanım artık dünyaya gelmeye iyice hazır. E bizim hazırlıklarımız da son sürat devam ediyor.Hastane çantası eksikleri alınıyor, odanın eksikleri tamamlanıyor, doğum süslemeleri bitiriliyor.



Artık bu hafta şu oluyor bu oluyor demiyor kimse. Artık minik yavrularımız kilo alıyor, akciğerlerini geliştirip anreman yapıyor ve anne karnının keyfini çıkarıyorlar. Bu kadar... Ama bakalım biz de ne oluyor?

Acemi kuzu olarak şunu söyleyebilirim ki küçük hormomanyak kadınlar beynimi ele geçiriyor. Arife günü  gıcıma dünyayı dar ettim. Sebep; Ben ölürsem Asya'yı ananesine bırakıp kendi hayatına dalma. Evmizde odasında yaşasın, senin yanında büysün. Bir de sakın çocuğumun başına üvey anne getirme. Tabii ki hiç bir mantık çerçevesinde değerlendirilemeyecek, talihsiz açıklamalar ama napim ben yapmadım hormon cadıları yaptı. Dün ise bir kaç ninni öğreneyim diye internette neler var diye baktım. Amanın ne çok anlamlıymış ninniler. Günün dünden güzel olsun, sevdiğin ve sevildiğin bir hayatı sür bebeğim diyor ben böğüre böğüre ağlıyorum. Pardon ben değil hormon cadıları.

He bir de paronayak gebe iş başında 2. kısım (1. si için bakınız) Cuma akşamı doktora gidip benim karnımın altı çok ağrıyor dedim. NST'ye bağlayıp sancım var mı diye baktılar. şükür bir şey yok. Ultrasonda kızımın başını bulamadı karnımda. Meğersem o kadar aşağıdaymış ki kafası ağrıyı da o yapıyormuş. Doğum yoluna girmiş mi dedim yok dedi. Ama inan bir tık ötesi dünyaya hoş geldin noktasındayız. İşte bu yüzden de azcık yorulunca bizim kız kafa atıp canımı yakıyor herhalde. Doktora gittim rahatladım döndüm çok şükür eve.

Ayaklar eller şişiyor, hissedilen hava sıcaklığı 60 derecelere ulaşmış durumda, bir galon su içip, 15 dakikada bir tuvalete gidiyorum, gece her dönüşte uyanıyorum ki 20 dakikada bir nerdeyse, 2 adım yürüyorum hemen ağrılar başlıyor yoruluyorum, gıcım açılın ağır vasıta geliyor diyor, onu demese penguen diyor, sokakta insanlar her an doğuracağım diye dehşet içinde bana bakıyorlar, sigara kola içemiyor salam yiyemiyorum.... 

Ama bunlardan şikayet mi ediyorum? Hayır. Edemem de nankörlük edemem. Tek duam Allah'ın emanetine hem şimdi hem de sonra en iyi şekilde sahip çıkıp, bakmak. Sağlıkla ve hayırlısı ile kucağıma alıp, ona iyi bir hayat verebilmek. Hep dediğim gibi ben tahtını yapayım da bahtı Allah'a emanet.

21 Temmuz 2014 Pazartesi

32. Hafta ve Doğum İzni...

Kah güldük kah ağladık, çok şükür bugünlere erdik. 32. haftayı arkamızda bırakarak 33. haftaya Asya karnımda fıkırdayarak girdik. 32. haftanın önemi çalışan bir gebeyseniz artık ense yapma vakti geldi demektir.Benim yaptığım araştırmaya göre doğum izni dedikleri öncesinde 8 hafta sonrasında 8 haftadan oluşan bir izin. Çoğu çalışan gebe doktor izni ile doğum öncesi iznini 37. haftadan başlatıyor ki doğumdan sonra bebeği ile  hafta daha fazla zaman geçirebilsin. Ama bu işin normali . haftada bir çalışamaz raporu almak. Maaşınızı tabii çalıştığınız yer değil devlet belli miktar aralıklarında ödüyor. Ben sigorta primimi kendi ödeyen bir esnaf :) olduğum için bu hafta rapor işini halledeceğim.





Devlet işleri ile ilgili açıklamaların ardından gelelim işin psikolojik boyutuna. Artık devlet bile sen gebesin dinlen azcık kadın, evde ense yap, beben yola çıktı geliyor diyorsa gerçekten doğuma az kalmış demektir. İşte bu sebepten kafamda çanlar çalmaya başladı. Doğum ile ilgili komplo teorileri yüzüstüne çıktı. İşte bu sebeplerden gece uykuları haram oldu.Yastığa başımı koyar koymaz acaba doğum nasıl olacak görüntüleri gözümün önüne gelmeye başlıyor. Bu huzursuzluk Asya'ya da yansıyor ve başlıyor balık gibi oynamaya. Düşüncelerden çok etkilenen bebekler olabiliyormuş. Acile gittiğimde bir doktor söylemişti. Doğum sancılarını nasıl olacak diye hayal ede ede kasılmalarını başlatan bir hastası olmuş. O yüzden siz siz olun ben gibi uykusuz kalırsanız oyalanacak başka bir şeyler bulun. Dün gece bir kitap yazsam konusu ne olur diye düşüne düşüne ezandan sonra ancak uyuyabildim.

32. haftanın bu önemi hazırlıklara da yansıdı tabii. Odası gelip yerleşen Asya'nın çeyizleri geldi ve yıkanıp, ütülenip dolabına yerleştirildi. Doğumda gelen konuklara verilecek hediyelerin hazırlıklarına hız verildi.Bu esnada doğum çantasına koyulacaklar koyuldu ve eksikleri için liste hazırlandı. Şimdilik koyduklarımın listesi:

* 4 adet Asya'ya takım
  Her takım şunlardan oluşuyor. Çorap,şapka,eldiven,üst zıbın, alt, battaniye,ağız mendili)
* Ekstra tek olarak şapka eldiven ve tek alt
* Islak Mendil
*4 adet gecelik (2 beyaz,2 pembe)
* 2 adet Emzirme sütyeni (hastanede bir süpriz ile karşılaşmamak için mutlaka önceden deneyin)
* 6 adet yüksek belli babane çamaşırı (sezeryan ihtimaline karşı paçalı donun bir tık daha az çirkinlerinden)
* 6 adet çorap (yaz günü de olsa benim ayaklarım üşür:)
* Hijyenik ped

Eksikleri tamamladıktan sonra fotoğrafları ile beraber hastane çantası için ayrı bir yazı hazırlayacağım.

Artık iyice ağırlaştım. Doktor bile kasıklarında ağrın varsa yürüyüşüne ara ver dedi. Hala işe gidip geliyorum ama ne kadar daha izin verir bizim kız bilemem. Güzel haberler vermek üzere görüşürüz.

15 Temmuz 2014 Salı

Küçük Kuzu Asya'nın Odası

Sizlerin merak ettiği benim de uzun zamandır yazmak istediğim bir konu Asya'nın odası. Şimdi zamanı geldi ayrıntıları paylaşmanın....


Balerin konseptini çok beğenmiş hatta daha önce fotoğrafını paylaşıp sizin de düşüncelerini sormuştum. Ama gel gör ki insan ilk başta yola hangi niyetle çıkarsa sonunda yine ona varıyor. Balerin konseptinin çok da beni ve Asya'yı yansıtmadığına karar verip kuzu konseptine geri döndük. Modoko'ya yaptığımız 2 haftalık ziyaretin sonunda tam da istediğim formda kuzu bulduk. Uçan bebe'den Hüseyin Bey kapıdan girdiğiniz anda ilk bir kaç cümlede sizin ne istediğinizi anlayıp o şekilde yönlendiriyor. Böylece karar vermeniz de kolaylaşıyor. Boyası ve malzemesinin bebek için uygun olması konusunda ise ilk andan itibaren kendisine güvendim. Mobilyalar eve geldiğinde bunu çok daha iyi anladım. İnsanların sürekli şikayet ettiği bir türlü çıkmayan boya, mobilya kokusunu hiç yaşamadım çok şükür. İlk hafta sonunda belli belirsiz bir koku kalmıştı.

Mayıs sonunda verdiğimiz siparişi 30 Haziran'da teslim edeceklerini söylediler. 2 gün de önceden gelip 1 saat içinde monte edip gittiler. Böylece ramazanın ilk günü Asya'nın odası gelmiş oldu. Bir önceki hafta odasını şirin pembe'ye boyatmıştık zaten. Hazır nazır bekliyorduk. Sadece perisini koyacağımız duvarı beyaz olarak bıraktık. O da Allah'tan son anda aklıma geldi. Tabii oda gelmeden 1 saat kadar önce odasının boş halinde fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmedik.




Mobilya, badana gibi konularda çok fazla titizlenmenin aksilikleri beraberinden getirdiğini çok sefer yaşadığım için Asya'nın odası konusunda çok pimpiriklenmemeye karar vermiştim. Mobilyayı seçene kadar stresliydim ama sonrasında hiç üzerinde düşünmedim. Sadece heyecanla bekledim. Ya bu sefer pimpiriklenmemeyi başardım ya da gerçekten içime sindi.

Mobilya mağazasından içeri girer girmez daha nce internette ayna olarak hazırlanmış halini gördüğüm yıldız üfleyen periyi gördüm duvarda. O anda en çok istediğim tek şey o oldu. hani böyle dolabi olmasa da olur ama duvarında yatağının üzerinde perisi olmalıydı. Zaten her yere ismini yama takıntım da olduğu için yıldız üfleyen perinin altında Asya yazısı tam istediğim şeydi.




Derken arkamı döndüğümde ne göreyim bir ayna. Tam benim sevdiğim tarz. bebek odasında ayna gerçekten hiç düşündüğüm bir şey değildi. Ama benim istediğim bembeyaz mobilyalara  çok yakışacaktı. Derken aynayı da koydm kafama. Şifonyerin üzerinde ayna fikri böyle aniden oldu anlayacağınız. Aynanın arkasına yapılan ledler ise pek bir havalı oldu. kullanır mıyım bilmem ama gece lambası gibi kullanılabilir. Şifonyerin züerinde gördüğünüz gece lambası ve ikinci fotoğraftaki avize aynı kuzu konseptinde. Asya anneden önce meee derse şaşırmam yani:)




Dolap ve yatakta ise mümkün olduğunca sade modeller seçmeye çalıştım. Varaklı, dolambaçlı hem Asya'yı hem de temizlerken beni zorlayacak şeyler istemedim. Dolabı 3 kapılı aldım ama eve gelince gözüme küçük gözüktü. malum o kadar kıyafeti nereye sokacağım stresi aldı beni. 4 kapılı alsam daha iyiymiş ama napalım. yatağımızın altının bazalı olması ve şifonyer çekmeceleri umarım beni kurtarabilir:)


Halı konusu ise en son değil ilk halledilmişti. 1 sene önce Asya'nın daha esamesi okunmazken annem ev hediyesi oturma odamıza bir halı almak istemişti. Ben tabii aşağıdaki halıyı görür görmez tutulmuş ve başka hiç bir şeyi gözüm görmemişti. demek ki her şeyin bir sebebi varmış. Aynı kuzulardan bulunup oda ile tam bir uyum içinde yerdeki yerini aldı.


herşeyin bir anda tastamam hazır olması beni stere sokacağı için henüz tül, perde konusunu halletmedim. Ama bu hafta içi onu da halletmem gerekiyor.

Mobilya kokusu da kalmadığı için artık ufak ufak kıyafetlerini yıkayıp, yerleşmtirme işine de başalyabiliriz. Tül perde kıyafet ve yatak tekstilli son halini umarım tekrar sizinle paylaşmak nasip olur.

12 Temmuz 2014 Cumartesi

31.Hafta ve Hokka Burun

Nasıl oldu karnım bu kadar büyüdü, Asya'nın hareketlerini nasıl bu kadar net hissetmeye başladım, ne zaman karnım bu kadar büyüdü derken "ay ben gerçekten hamile miyim" sorusu baki kalsın 32. haftaya geldik. 32. haftanın özelliği nedir diye merak edenlere açıklayayım. Eğer kurumsal bir iş yerinde çalışıyor olsaydım doğum iznine ayrılma vakti gelmişti. İşte bu da demek oluyor ki doğuma artık iyice yakınız.

31. haftamızda neler yaşadık şimdi onlara bakalım.

* 1 aylık hasretin ardından doktor kontrolümüz vardı. Yine doktoru canından bezdiren sorularım ile beraber karşısındaydım. Ultrasona girdik ve Asya karşımızda. Hep sırtı dönük ve uyuyor olduğu için bu sefer randevuyu akşam saatlerine aldım. Sabah insanı olmayan babası ve ben gibi kızımda sabahları sevmiyor. Şükür artık yüzünün bir kısmını görebildik. Elini dizi herşeyi yine kafasındaydı ama en azından okka burnunu su içerken ağzının hareketlerini gördük. Çok net bir görüntü alamadık ama yine de "ay bak burnuna" diye herkese gösterdiğim ultrason görüntüsünü sizinle de paylaşıyorum. Geçtiğimiz ay 3,5 kg aldığım için doktor artık net bir dile uyardı. Böyle giderse büyük ihtimalle normal doğum yapamayacağız. Kısmet bakalım o gün neler olacak



*Tüm gebeler gibi benim de rüyalarım artık farklı bir boyut kazandı.Artık macera rüyaları değil doğum ve bebekli rüyalar görüyorum. Ama neyseki hepsi hormonlardan kaynaklanıyormuş. O yüzden hayra yorup geçiyorum.

*Artık karnımda bir karpuz taşıyormuşum hissi gelmeye başladı. Çok fazla oturunca boşluklarım ağrıyor. Çok fazla yürüyünce kasıklarım ağrıyor. Ama gezmekten çalışmaktan geri kalıyormuyum? Hayır...Alışveriş merkezlerinin kabinlerinden kendimi alamıyorum. Şimdiden doğumdan sonra ne giyeceğim telaşı aldı. Bir de uzun zamandır geçmiş olan alışveriş hormonları tekrar harekete geçti. Asya için alacak bir şey kalmadığı ve sıcaklıklar 50 derece olduğu için efil efil şeyler gerekiyor, ne yapayım?



Son 31. hafta göbeği


*Dönüşleri o kadar net ki artık bazen bir kaç organımın yerini değiştirdiğini sanıyorum. Hareketleri mutluluktan mı sinirden mi anlamıyorum. Ama benim kanım hareketten sonra sabit durduğumda çok daha hızlı hareket ediyor. Ben hareket ettikte uyuyor herhalde.

*Erken doğum senaryoları bu dönemin en sinir edici konusu. Geliş zamanını tamamen bebek seçtiği daha doğrusu Allah bildiği için tıp burda çaresiz kalıyor. hareket et diyorlar, hareket ediyorsun  yollarda doğuracaksın diyorlar. Sen de ne yapacağını bilemez halde sadece dua ediyorsun. Benim doktorum 31. haftada doğum yapmış ikinci çocuğunu. Erken doğum korkularımdan bahsettiğimde şuan doğsa sadece biaz küvezde kalır. Ama başarabilir diyerek içimi rahatlattı. Düşüncelerimi uzaklaştırmaya çalışıp, Allah'a emanet diyerek erken doğum konusunu böylece kapatıyorum.

*32.hafta çalışanların sgk'ya vermek için rapor alması gereken bir hafta aman unutmayın. Gelecek hafta ben de doktordan bu raporu isteyeceğim.

*İdrar konusu bu hafta iyice çileden çıktığım bi hafta. Sürekli bir insanın tuvalete gitmesi mi gerekiyor. vallahi öyle. Daha banyodan çıkmadan tekrar geliyor. Bebek o kadar ağırlaşıyor ki mesanede yer kalmıyormuş. Bu da normal yani. 

* Bu kız rapunzel gibi saçlarla doğacak sanırım. Eskiler doğru söylüyor ise ve mide yanmaları saça delaletse bizim kız baya bir saçlı geliyor. Yemekten 1 saat sonra başlayan bu mide yanmaları yemek borumu yakacak galiba sonunda. Böyle yemekleri yicem ve mide ile bağlantı olmadığı için direk organlara yayılacaklar. kadar yanıyor yani. Dha bilimsel açıklamak gerekirse doğuma hazırlanan vücuttaki hormonların ve büyüyen rahmin etkisi ile midedeki asit yukarı doğru hareket ediyormuş. Tüm diğer şeyler gibi bir süre sonra u da geçecek. ,ilaç alma konusuna çok sıcak bakmadığım için bu yanma haşlanma ne derseniz işte o hissi kendi başıma atlatmaya çalışıyorum. Kavun iyi gelir diyorlar bu hafta deneyeceğim ve sonuçları paylaşacağım.

*Uyuyamama problemi. Bir hamile olarak hava 30 derece ise benim hissettiğim sıcaklık 50 derece olduğu için geceleri uykular haram. E bana haram da gıcıma helal eder miyşm. Onun da burnundan getiriyorum. Ah uh diye diye kalkıp salona gidiyorum. Televizyonda hiç bir şey yok, kitap okuyayım desen e uyumak istiyorsun ertesi gün iş var güç var. Öyle böyle derken uyuyorsun. Ama işte doğumdan sonrada uyuyamayacağını düşününce zombi hayatına şimdiden geçiş yapıyorsun. Buna geçici demek isterdim ama sanırım bebek ile beraber uykusuzluk daha da artacak.

*"Asyaaaa...Güzel kız" sözlerinden oluşan saçma melodili şarkımı günde bir kaç kere karnımı ovalayarak söylüyorum. Bu küçük çaplı testimin sonucunu doğumdan sonra sizinle paylaşacağım. bebekler anne karnını hatırlıyor ve ordaki sesler ile sakinleşiyor ise bu muhteşem bestem çok işime yarayacak:)

2 Temmuz 2014 Çarşamba

30.Hafta ve Koca Kız Olduk Biz!!!


30. haftanın içinde olduğumuz bu güzel Çarşamba günü neler oluyor sizinle paylaşmak istedim. 10 20 derken geldik 30. haftaya... Hamileliğin balayı dedikleri 2. dönem biter bitmez şikayetlerde güzel şeylerde artmaya başladı.Şöyle bi göz atalım...

Termostatımda bozukluk olduğu doğrudur. Akşam ay ne sıcak bayılacağım dediğimde gıcımın yok ya bana öyle gelmiyor demesi ile bunu farkediyorum. Gebeler ile nasıl konuşulmaza bir madde ekleyebiliriz dimi..


30. hafta göbeği

Mide ağrıları ve ilk aylardakine benzer mide bulantıları başladı. Böyle saçma bir şekilde uykudan kusma hissi ile uyanıyorum. Kızım oynama şu mide kapakçığı ile diyip geri yatıyorum. Benim uslu kızım bazen dinliyor beni. şaka bir yana doğumu kolaylaştırmak için pelvik kasları gevşeten hormanlar da bu mide yanmalarına sebep olabiliyormuş. Yine bizden habersiz hatta bize karşı vücudumuz rahat bir doğuma hazırlanıyor. ne mucize...Her okuduğum şeyde 1000 kat daha büyüleniyorum.

Artık karnım şişko bir kadın zannedilemeyecek şekilde bebeğe benziyor. İşte bunu ben pek seviyorum. Elim göbeğinde, karnımı çıkara çıkara kızımla geziyoruz sokaklarda.

Şuan itibari ile hamileliğimin başından beri aldığım kilo 10 kg oldu. Son 3 kilo hakkım kaldığı için azcık tedirgin olmaya başladım.

Bebeğimin artık dünyaya gelmek istediğinde yaşamak için daha çok şansı olacağını bilmek insanın içini rahatlatıyor.

Her ne kadar poposu bize dönük olduğundan yüzünü göremesem de gözlerini açıp kapamaya başlamış olması yüzümde gülümseme yayıyor.

Elimi karnıma koyduğumda küçük hanım uyumuyor ise elimin olduğu tarafa doğru hareket ediyor. Dışardan bile belli olan bu hareketi her seferinde gözümün dolmasına sebep oluyor. Sulu gözlü anne mi olacağım aman Allah'ım.

Boyunun yaklaşık 40 cm kilosunun ise yaklaşık 1,5 kg'imiş. Haftaya doktor randevusunda umarım yüzü bize dönük olur da tam bilgilerini sizinle paylaşırım.

Bayan kurt kadın şuana kadar vücudunu kaplayan kılları dökmeye başlamış, artık ısısını kendi ayarlamaya başlıyormuş. Ay şu tüğ dökme olayı hayat boyu devam etse iyimiş.

1 Temmuz 2014 Salı

Pegasus, çocukların hayallerindeki tatili Dünyanın En Güzel Hediyesi’ne dönüştürüyor.

Pegasus’un yeni uçaklarına kız çocuklarının isimlerini verdiğini biliyor muydun?

İlk duyduğumda beni çok şaşırtan çok da mutlu eden bu bilgiyi sizinle paylaşmamın çok güzel bir sebebi var!

Pegasus Aile Bireyleri arasındaki geleneği 2011 yılından bugüne misafirleri ile paylaşan ve yeni uçaklarına kız çocuklarının ismini veren Pegasus, kampanyaya bu sene harika bir sürpriz daha eklemiş ve Dünyanın En Güzel Hediyesi’ni kız çocuklarına vermek için tatlı mı tatlı bir yarışma başlatmış!

Düzenlenen resim yarışması ile kız çocukları “hayallerindeki tatilin” resmini çizecek, Pegasus'un yepyeni uçağı seçilen resimle boyanacakmış. Üstelik o uçağın ismi de yine o minik kızın ismi olacakmış.  

Kızının hayalindeki tatili gökyüzüne taşımak senin elinde! Dünyanın En Güzel Hediyesi’ni kızına vermek için dunyaninenguzelhediyesi.com’a tıkla, yarışmaya katıl.

Benim minik kızım resim yapamayacak kadar küçük ama ona da Dünyanın En Güzel Hediyesi’ni vermek istiyorum dersen de ucagaisimver.com adresinden çekilişe katıl, kızının ismi yepyeni başka bir uçağa verilsin. Düşünsene kızının adı göklerde gezecek! Gerçekten de ona verebileceğin #engüzelhediye.  

Dünyanın En Güzel Hediyesini kızına vermeye hazırsan, istikamet www.dunyaninenguzelhediyesi.com :)

Bir boomads advertorial içeriğidir.