26 Eylül 2014 Cuma

38. Hafta Bitti ve İşte Doğuma Gidiyoruz...

Sabırsızlanmak, heyecandan nefesi kesilmek ne demek hiç bu kadar iyi anlamamıştım. Son iki haftadır geceleri hiç uyuyamıyordum. Heyecandan kalbim sürekli boynumda atıyordu, korku tedirginlik beni gitgide daha gergin bir insan yapmaya başlamıştı. 28 Ağustos Perşembe günü haftalık kontrol için doktora gittiğimizde aklımda sadece doğum vardı. NST'ye bağlandım.(NON stress test Türkeçesi bebeğin kalp atışlarını ve rahimdeki kasılmaları ölçen alet) Sancılarım çok çıksın da biran evvel doğuma girip Asya'yı göreyim diye dua ediyordum. NST sonrası kağıdı aldığımda çok da sancımın olmadığını gördüm. Hani hava alanında birini karşılamaya gidersin de gelmesini beklersin de, her gelen yolcu kapısından çıkana kalbin hop eder, o olmadığını görünce omuzların düşer. Aynen bu hissi yaşadım. Doğum sabır işi derler ya doğruymuş. Sadece doğum mu doğum öncesi beklemek de tam bir sabır işi. Hem deli gibi korktuğun hem de o an gelsin diye delirdiğin bir an. Ben bu hisler içindeyken doktorun yanına girdik. Tabii ki sancın yok diyip gelecek hafta için elime NST kağıdını verdi doktor. Tansiyonum gerginlik ve heyecandan 14 9 çıkmıştı. Derken şeytana uydum ve o büyülü soruyu sordum. "Planlı sezeryan olsa ne zaman olur?" Doktorumun gözleri sanki aylardır bu soruyu sormamı bekliyormuş gibi parladı ya da ben öyle hissettim. Çünkü doktorumun kilolarımdan ve benim korkularımdan ötürü normal doğumdan hep çekincesi vardı ama ben sorana kadar hiç teklif etmedi. 38 hafta bittikten sonra yapıyoruz genelde, haftaya Perşembe yapabiliriz dedi. Hamileliğimin başından beri hem ben hem gıcım planlı sezeryan konusunda çok tepkiliydik. Sezeryan olacaksa bile Asya gelmeyi istedikten sonra olsun istiyordum. Su gelir, sancı başlar ancak o zaman sezeryan olurum diyordum. Ama söylediğim tüm şeyler gibi bu lafımı da yedim. Doktorum biraz düşünün tekrar gelin konuşalım dedi. Ama kendi tercihini de sezeryan olarak açıkladı. Yaklaşık 2 saat boyunca enine boyuna tekrar konuştuk gıcımla. Doktorun tansiyon ve hem benim hem Asya'nın kiloları ile ilgili çekinceleri tabii karar vermemizde etkili oldu. Derken aklıma geldi madem bebek şuan bile doğmaya hazır gözüküyor neden 1 hafta bekliyoruz. Eğer tıbbı açıdan bir fark yok ise neden bir hafta daha bekleyeyim ki yarın oluversin dedim.Doktorum tabii çok şaşırdı bunu duyunca. Tıbbi açıdan sıkıntı olmayacağını söyledi ve ameliyathaneyi aradı. Tabii ki ertesi gün için değil Cumartesi günü saat 14:00 için el sıkıştık. Kucağıma almış kadar hafiflemiştim. Derken anestezi doktoru ile konuştuk. Kadına o kadar saçma sapan soru sordum ki sanırım benden nefret etti. Ya uyuyamazsam ya uyanamazsam. Kafamda milyon tane soru ile ayrıldık hastaneden. O an itibari ile zaman artık benim için akmıyordu da damlıyordu sanki. Heyecan, sevinç, hüzün hepsi birbirine karışmıştı. Nasılsın diye sorduklarında ağlamaya başlıyor ve bir sürede susamıyordum. Teyzesi Asya için videolar çekmek istiyor, ben konuşmaya başlayınca göz yaşlarım sel olup tüm ev halkını boğuyordu. Son gece hiç uyumadım, kimseyi de uyutmadım. 30 Ağustos sabahı duşumu aldım, duamı ettim, kuaföre gittim ve işte yola çıktık. Yolda bize tabii ki pembe uçan balonlarımız da eşlik etti. O kadar çok korkuyordum ki radyoda çalan Vardar ovası şarkısında bile ağladım. Kalabalık bir doğuma gidiş ekibi idik. Fırsatını veya azcık yüz bulsam ben vazgeçtim diyip eve dönecektim. Ama tabii ok yaydan çıkmış Asya ile kavuşmaya saatler kalmıştı. Görmediğin bir insanı bu kadar özleyip, onu görmekten bu kadar korkmak işte benim hastalıklı ruh halim.

O güne ait fotoğrafları sizinle paylaşıyorum. Yüzümdeki gerginlik, korku o kadar belli ki gördüğünüzde siz de anlayacaksınız. Hastane kapısına kadar salya sümük geldik... Bundan sonrası artık doğum hikayesinde....

Doğumdan bir gün önce heyecandan saçmaladığım,beynime giden oksijenin minimum seviyeye düştüğü doğrudur. İşte hamile olarak son 24 saatim.


Doğuma gitmeden hemen önce giyeceği kıyafetten vazgeçen kocamın pantalonunu ütülediğim doğrudur. 





Hastanenin otoparkında tüm doğum ekibi hazır ve nazırız. Diğer araba ile gelen annem ve teyzeme korku ve heyecan dolu sarılışım...




 Bu da doğumdan önceki son düzlük. Hastanenin lobisinde işlemleri beklerken.