30 Nisan 2014 Çarşamba

Gebelikte 21. hafta... Yolun yarısı bitti. Şimdi neler oluyor???

Herkes gibi google'a 21. hafta gebelik yazıp tüm sayfaları ayrı ayrı okuyorum. Arada karışıklık olmasın diye hamilelik haftamı tekrar tekrar hesaplıyorum. Doğumdan sonra da inşallah her bir boşlukta bu aramalara devam edeceğim:) Şimdi gelelim bu haftaya... Artık Asya'nın hareketleri olduğunu tahmin ettiğim gıdıklamalar beni güldürmeye başladı. Kaşınıyor gibi de ama öyle içerden biri gıdıklıyor gibi de. Bazen kendi kendime gülmeye başlıyorum. Dışardan görenler deli zannettese de kızımla şakalaşıyoruz biz. Duygusallık hat safhalara ulaştı. Bir önceki cümlede yazdığım "kızım" kelimesi gözlerimin dolmasına ve salak salak bir tebessüme sebep oluyor. Ama en çok etkilendiğim şey gıcımın (bilmeyenler için eşimin takma ismi) göbeğime asya diye seslenmesi, bebekten bahsederken Asya demesi içimde konan kuşların aniden havalanması gibi bir harekete sebep oluyor. Geçen okuduğum bir yazıda bebeğinizi 5 duyunuz ile hissedemeseniz de o artık yaşıyor ve sizin aranızda. Sizi duyabiliyor, yediklerinizin tadını alabiliyor ve sevinç üzüntü gibi duygularınızı hissedebiliyor diyordu. İşte bu zihnimde bir ampul yanmasına sebep oldu. Evet 5 duyum ile onu hissedemiyorum. Sesini duymuyorum, tenine dokunamıyorum, öpemiyorum, gözümle görmüyorum ama o var ve işte karnımın içinde her geçen gün biraz daha büyüyor. Allah'ım emanetini bekliyorum, ona en iyi şekilde bakmaya çalışacağım diye dua ettiğim günlerin sonunda şükür ki içimde büyüyor.

Kilo aldım verdim derken ilk doktor randevuma gittiğimden bu yana 2,5 - 3 kg daha ağırım. (5-7,5 normal deniyor) Zaten dokorun bana verdiği heder toplamda 10 kg.Çünkü tombul olan vücudum daha fazlasını kaldıramaz. Önceki yaşadığım bacak ağrıları bu hafta pek yok. Bu iyileşmede 3-4 akşam 5-10 dk süren gıcımın yaptığı alt bacak masajlarının payı olduğunu düşünüyorum. Ama şişmeler başladı bile. Giydiğim çorapların lastiklerini kıvırsamda artık faydası olmuyor. Çorabın bittiği yerde çukurlaşmalar oluyor. O yüzden akşamları ayaklarımın altına yastık koyarak dinlenmeye gayret gösteriyorum. Yüzümde ve ellerimde henz şişme yok. E bu da iyi bir şey:)

İştahım çok açık değil. Hamile kalmadan önce daha fazla yiyordum bile diyebilirim. Yazın gelmesi ile beraber dondurmaya olan aşkım pekişti. Akşamları 1-2 tane max classic çikolatalı dondurmalardan yiyorum. Hani şu çocukların en bir sevdiğinden:)

Gece her hareket edişimde uykumdan uyanıyorum. Normal olduğu söyleniyor ama benimki biraz fazla. istem dışı göbeğimden tutarak sağdan sola dönüyorum. Haftaya doktora gittiğimde bunu sormalıyım.
Bi de sır üstü yatmamaya özen gösteriyorum. Özellikle sol yana yatmanın kan akışını hızlandırdığını söylüyorlar. Ben de elimden geldiğince soluma yatıyorum. 

Baş popo uzunluğunun 18 cm'ye ulaştığını öğrenince elime hemen bir mezura aldım ve baktım. Bizim 8 mm'lik kesemiz ne çok büyümüş maşallah. Ağırlığı da 370-390 gr2mış. Ne büyük mucizesin sen...

Güçlü gelen ses ve ışığı algılamaya başladığı için bu hafta başı ona bir masal kitabı aldık. Babası her akşam 1-2 masal okuyor ona. Hatta 2 masalını okurken ki sesini de telefonuma kaydettim. babası iş seyehatine çıktığında dinletirim diye. Gıvımı mümkün olduğunca her sürece dahil etmeye çalışıyorum. Hiç bir şeyi kaçırmasın istiyorum. ben de küçk prens kitabını aldım Asya'ya. Arada onu okuyorum ben de. yavaş yavaş şu klasik müzik dinletilerine de başlayabiliriz. Bizimki muhtemelen İbrahim tatlıses Serdar Ortaç sevecek ama olsun:) 

Çatlaklar ile mücadele de yeni silahım bebe yağı. Her banyodan sonra henüz kurulanmadan üm vücuduma yağ sürüyorum. Doğumdan sonra da bu işleme devam edebilirim. Cildim pamuk gibi oldu:) Sivilceler zaten ezelden beri oldukları için artışları beni rahatsız etmiyor. 

Bebek odalarına ufak ufak bakmaya başladım. Konsept il ilgili ayrıntılar yavaş yavaş oluşmaya başladı. Yakında kesinleşince tüm ayrıntıları ile paylaşacağım.

Bu haftalık bu kadar umarım her isteyene Allah bugünleri nasip eder.İyi dileklerinizi ve dualarınızı bizden esirgemeyin.






Bebeğin hareketlerini hissedip hissetmemek.İşte bütün mesele bu:9

19. haftayı yaşadığımız bu güneşli Nisan günlerinde bütün olayımız ay hissettim mi hissetmedim mi? Başlarda hamile olduğuna inanıp inanmama durumu artık hamileliği unutma halini aldı. Neyse ki göbeğinde bebek olan kıyafetler giyiyorum da arada hatırlıyorum. Sürekli internetten bakıyorum. Ne zaman ilk kez hissedilir? Hareketleri nasıl hissedilir? Hatta sağolun sizden gelen yorumlar biraz beni aydınlatıyor. Şu aralar ayağa ani kalkışlarda içerden biri gıdıklıyormuş hissi oluyor. Kimilerine göre işte tam olarak bu hismiş hareketler. Bıdık olduğu için çok nadir sadece çok sert hareketlerde hissedebiliyormuşum. İç karnımda büyük herhalde, bol bol yeri var küçük hanımın rahat rahat hareket ediyor. İlk çocuğun güzelliği burda herhalde. Hissetmek için sabırsızlanmak, her hareketi o sanmak, hissedemiyorum diye hayıflanmak.

Sağlık Ocağı Maceraları 2

20. hafta itibari ile vurulmamız gereken tetenoz aşımız var. Şansımız o kadar yaver ki 8. sınıf öğrencilerinin tetanoz aşısı vurulma zamanı ile denk geldi ve sağlık bakanlığının elinde aşı kalmamış. Öyle böyle derken geldik 21. haftaya... Ben de tabii bir panik bir panik" Zaman geçiyor aşı vurulamayacağım" diye. Derken dün demir ve multi vitaminin bittiği için sağlık ocağına gitmek durumunda kaldım. Gittim ve sağolsunlar vitaminlerim yazıldı. Tetanoz aşısı yok tabii. Eczaneden 10 TL'ye alınabiliyormuş onu da dün öğrendim. Ben zannediyordum ki eczanelerde de bulunmuyor. Koşa koşa gittim eczaneye hooppp orda da kalmamış. Bugün işe geç kalıyorum diye gitmeye de üşendim. Cuma 'ya Allah kerim.

Dün başka bir hemşire ile konuştum tesadüfen. Tetanoz aşısı 20. hafta itibari ile vurulmaya başlanabiliyormuş. Geç kaldım diye hayıflanmaya gerek yokmuş. Bir doz bu haftalarda bir doz da 1 ay sonra vuruluyormuş. paniğe gerek yok... Biraz kol ağrısı yapıyormuş:( Bakalım inşallah Cuma vurulup sonuçları paylaşırım.

Olaylı kan alma maceramın sonuçlarını da gitmişken aldım. Şeker çıkacak diye korkuyordum ki; açlık şekerim alt sınırın altında çıkmış. Acıktığımda kendimden geçmem, gözümün öüne perde inmesi, bunlar hep düşük şekerdenmiş. Yüksek olmasından daha iyi bir durum. Sadece halsizlik yapıyor olması biraz sıkıcı o kadarı da olur. Yanında mutlaka bir şeyler bulundur iyice acıkmadan mutlaka ağzına bir şey at dedi doktor.

9 Nisan 2014 Çarşamba

Sağlık Ocağı Maceraları 1

18. hafta için sağlık ocağında gebelik izleme için randevum vardı. Hemşireler artık çok ilgili bir gün öncesinden arayıp randevuyu hatırlatıyor, gitmezsen de arayıp takip edip mutlaka gelmeni sağlıyorlar.Benim randevum 8 Nisan sabahıydı. Ama dün sabah başımda başlayan ve tüm gün devam eden ağrı sebebi ile tamamen aklımdan çıkmış. Hemşirem arayınca hatırladım. Bugüne tekrar randevulaştık. Kan aldırma konusu zaten korkulu rüyam. Ama el mahkum gittim bu sabah. Önce kanımı almaya çalıştı. Oldum olası damarım zor bulunur. kaygan derler, ince derler, geride derler ama en az 3 kere delerler. Son zamanlarda pek karşılaşmışyordum. Geçti sanmıştım ama nerdeee... Bugün korkulu rüya başladı. Dirsek, bilek ve en sonunda da el üstünden aldılar kanımı. Bilekten olan o kadar çok acıdı ki aklıma hemen bileklerini kesip nasıl intehar ediyorlar sorusu geldi. İnsan kendine bu eziyeti yapar mı? ne acı ne acı...Bi de boşuna oldu benimki ordan da çıkmadı kan. en son elimin üstünden alınabildi. Sabah diş etimden akan kan kadar kan alamadılar. Aç gitmek önemli kan sayımı yapılacakmış. Yarın yetişirse doktora giderken sonuçları alacağız. Demir hapı kullandığım için değerler düşük çıkmayabilir dedi hemşire. Ama gözlerime bakıyorum pek kanım yok. Kana alma deliklerimin fotoğrafını çektim.




Tansiyonum tabii ki yine düşük. Ama olsun yüksek olmasından iyidir.  Halsizlik yapıyor ama sonuçta sağlık problemi olmadığından stres olmuyor insan.

Ben idrar testi yapılacağını bilmiyordum o yüzden de hazırlıklı gitmedim. Çok sinir bir durum.Ordki hizmeti su taşıdı bana bardak bardak sağolsun. Neyse sonunda test yapılabilecek kadar oldu. sağlık ocaklarında mahremiyet ile ilgili ciddi bir sıkıntı var. herkese aynı muamele oluyor o yüzden 2. gidişte insan alışıyor. elinize bildiğiniz isu içtiğiniz plastik bardaklardan veriyorlar ve git buna idrar doldur diyorlar. Öncelikle o bardaklar çok ince. Su içerken bile yumru yumru yamılıyor. Ben o zor durumda nasıl onu düzgün tutayıp da içine doldurayım? Hadi doldurdum elimde sallaya sallaya nasıl çıkayım. Öncelikle kapağı yok. Ayağım takıldı sendeledim diyelim. ooo ortalık benim mis kokulu idrarım. Rezil oldun o da cabası. Sonra şeffaf ayrıca. Yani rengini herkes görmek zorunda mı? Kafamda tüm bu sorular varken karnı kocaman deneyimli bir hamile tuvaletten çıktı. Elinde bir süre havlu kağıt. O sırada ampuller yandı kafamda. O yığın şeklindeki havlu kağıdın içinde kadının bardağı var. Kadının sivri zekasına mı, kendi anti-pratik zekama mı yanayım bilemedim. İdrara stick ile bakıyorlar. Yani sen elinde tutuyorsun bardağı, hemşire içine çubuk sokuyor. Neyse idrar da temiz çıktı. Enfeksiyon filan çıkmadı şükür.

Gelgelelim ödemlere... Bacaklarımı açtım hemşire elini bastıra bastıra baktı. ödemin var. Günde yarımşar saatten 4 kere toplamda 2 saat ayaklarını havaya dik dedi. Yoksa sonuna doğru çok zorlanırmışım. Ne ara yapacaksam bunu. Bacaklarımda 2 gündür var olan ağrının sebebi de bu şişmeler olabilirmiş.

Bu kontrolden bu kadar. 22 Nisan tetanoz aşısı için randevu verdiler. Bakalım doktor da zamanı uygun bulursa aşı maceralarım ile devam edeceğiz:)






7 Nisan 2014 Pazartesi

18. Hafta Doktor Kontrolü...

Doktor saati ve günü konusunda anlamsız bir muhafazakarlığım var. Mutlaka Cuma günü saat 11:00 randevusunu alıyorum. Doğumda aynı vakit olursa şaşırmam. ne de olsa Sekiz'i 9 ay boyunca hep aynı gün ve saatlerde dürtüklüyoruz. Gıcım şuana kadar tüm randevularımızda yanımızdaydı. Baba olarak asli görevlerini yapmaya şimdi başladı bile. Bunlardan başlıcaları; beni sakinleştirmek, lojistik destek sağlamak (su, yiyecek, ulaşım,moral ), kamera çekimi, sonrasında benim anlamadığım noktaları takip edip bana hatırlatmak...vb. Sekiz'in doktor randevuları ile ilgili çok güzel bir arşivi var. Hem baştan sona ultrason görüntüleri hem de bizim konuşmalarımız ve ilk tepkilerimiz. O sırada o kadar heyecanlı oluyor ki insan çoğu şeyi göremiyor, duyamıyor. Ama ultrason açılırken başlayan bir telefon kamerası sonradan doya doya izlemeniz için çok iyi oluyor. Şiddetle tavsiye ederim.Tabii bunu sizin dışında biri çekiyor olmalı. Bu yüzden eşler bence her randevuya gelmeli. tabii sırf bu yüzden değil:) Henüz hareketlerini hissedemediğimden her doktordan sonra hamile olduğuma emin oluyorum. Aynı şekilde o da baba olacağı fikrine daha çok alışıyor.3 haftadır biriktirdiğim sorularım vardı. İşte onlar ve doktorun cevapları:

18. hafta doktor kontrolünden çıkan sonuçlar 1: Her sabah ve her akşam lavaboda bir koyun kesmişim kadar kana yol açan diş eti kanamaları.

Normal bir durum. Yumuşak diş fırçası ve Sensodyne diş macunu denenebilir. Geçmez ise endişelenilecek bir durum yok.


18. hafta doktor kontrolünden çıkan sonuçlar 2:Demir hapı kullanmaya başladıktan sonra sol alnımda isilik gibi lekeler dökmeye başladım. 


Demir hapı değil ama güneş ile alakalı olabilirmiş. Dışarı çıkarken artık güneş kremi sürmekte fayda varmış.


18. hafta doktor kontrolünden çıkan sonuçlar 3:

Geçen gece gelen  bunaltı. Hani böyle sanki bebeğine bir şey olmuş, içinde kıskaçlar tüm organlarını sıkıştırıyormuş da acıdan ağlıyormuş gibi bir his veren iç sıkıntısını mutakip ağlamalar.


Ben ben değilmişim artık. Regl dönemlerinde 1 birim olan hormanal değişiklikler şimdi 100 katına çıkmış. Bunun için benim yapabilecek bir şeyim yokmuş. Doktor Gıcım'a dönüp böyle durumlarda alın dışarı gezmeye götürün kafası dağılsın dedi. 

Bir de bu bebeği kaybetme korkusu "Anneler Kulübüne Hoşgeldin" demekmiş. Doğduktan sonra da geçmeyecek hatta artacakmış. Annelik istifa edilemez bir kaygı durumu yani. 

Çatlaklar için kreme devam.Cinsiyetimiz %90 kız. %10'luk kısım için bu hafta Perşembe günü tekrar gideceğiz...







3 Nisan 2014 Perşembe

Nevresim Değiştirmek: En Nefret Ettiğim Ev İşleri 1. Bölüm

Ezelden beridir en nefret ettiğim ev işlerinin başında nevresim değiştirmek gelir. Yastık kılıfı çarşafı neyse ama o yorgan yok mu o yorgan insanı hayattan soğutuyor. eskiden biraz daha kolaydı tabii. Tek kişilik yatak takımı. Kollarında kan kalmasa da daha bir kolaydı yorganı nevresime takmak. Evlendim ve nevresim de yorgan da iki kat büyüdü. Gıcım ne kadar yardım da etse eziyet bir nevi. Devler ülkesindeki Gluver gibi. Kolların iki yana o kadar kolay açılmıyor. Her nevresim değişikliği suratımda küçük Emrah ifadesi ile başlıyor. Nefes nefese bitiyor. Hamilelikte durum daha da vahim. nevresim değişecek diye yatasın gelmiyor, bi de üstüne herşey kokuyor...

Hayatımın 2 yılını heba etmişim dersem yeridir. Yaklaşık 1 ay önce aşağıda linkini vereceğim video ile karşılaştım ve hayatım değişti. Elin adamı ne de güzel yöntem bulmuş. helal olsun. Neden daha önce bunu araştırmak aklıma gelmedi acaba? Videoda aslında çok net anlatıyor. Ama bazı kısımlar için deneme yapmak gerekti. Aşağıda püf noktalarını yazıyorum sizin için. Boşuna deneme yapmak ile uğraşmayın.

İlk başarılı takmadan sonra sevinç nidaları içinde annemi ablamı aradım. Annem için tabii hiç bir ev işi benim abarttığım kadar zor olmadığından çok tepki vermedi. "Hmm iyiymiş. Aman ne uğraşıcam onla iki dakka zaten" dedi. Bunu söyleyebilecek ve nevresim takma da iş mi diye burun kıvıracak sürper sonik ev kadınlarına saygılarımı sunarak, benim gibi acemi kuzular için ben yine de yazayım.

1. Öncelikle nevresimi ters çevirip yatağa seriyoruz. (Eski nevresimleri çıkarma işleminde tersinden tutup, tersten yıkama ütüleme yaparsanız ters çevirme işlemi adımını da atlarsınız.)
2. Yorganı nevresimin üzerine düzgünce örtüyoruz.
3. Nevresimle beraber yorganı sigara böreği gibi sarıyoruz. (Ay olsa da yesek)
4. Rulo tamamlandığında düğmeli yerden elimizi sokarak uçları tutup nevresimin uçlarına getiriyoruz.
5. Rulo katlarını teker teker açıyoruz.
6. Tebrikler 2 dakika süreniz doldu ve mis gbi nevresiminiz yorganınıza takıldı.

Aşağıdaki adreste takılışı izleyebilirsiniz...

http://www.zaplat.com/video/beceri_videolari/213899/Kolay_Sekilde_Nevresim_Giydirme

1 Nisan 2014 Salı

Hamilelikte Kabus Görmek

Hamile olduğumu öğrendiğim ilk günden beri gıdım huzurlu uyayamadım. Tamam bu biraz abartılı bir tabir oldu. nankörlük etmeyeyim. Ama her gece her gece gördüğüm başka bir macera, gerilim, korku ...vb film sahneleri bitmiyor. Bilmem kaç saniye sürüyor rüya dediğin deseler de ben baya aktif çalıştığımdan bildiğin yorgun uyanıyorum sabahları. Tüm gece pasaportumu arıyorum vize henüz almadığım Almanya seyehati için (hayatımda Almanya'ya gitmeye teşebbüs bile etmedim), kimi gece zombiler saldırıyo onlardan kaçıyorum canım Gıcım'ı öldürüyorlar, kimi gece 32 sene hapse mahkum hapishanedeyim. Bu kadar çeşit bu kadar saçmalık bilinçaltımın nerelerinde ben bilmiyorum.

Doktora sordum "neden olur nasıl kurtulurum diye?" "Sırt üstü yatmaktan olur yanına dön yat, en güzeli sol yanına yatmak" dedi. 3 hafta oldu ama hala yok bir gelişme. Bende tabii herşeyi sorduğum gibi google'a sordum nedir ne değildir diye. Gördüm ki bir kaç hamile aynı dertden müzdarip. Belki de çoğu insan böyledir ama beslenmeyi, ağrıları filan yazmaktan buna sıra gelmiyor. Ama ben de yazayım da benim gibi bir kaç kişiye umut ışığı olayım dedim. Yalnız değilsiniz. Ben de her gece Hollwood'a satsam paraya money diyebileceğim bir sürü film senaryosu yaşıyorum. Geçince de özellikle yazacağım ki son zamanını bilin sabırlı olun.

Gelelim bilimsel yönüne. benim okuduğuma göre bu gelecek olan yeni hayat, yeni sorumluluklar bilinçaltında bazı şeyleri tetikliyormuş. Düşününce mantıklı. Her ne kadar bilinçli olarak bu şekilde görmesem de demek ki bir ben var ki benden içeri o herşeyden haberdar. her akşam partilerde gezen bir insan olmasam da bebek gelince yaşayacağım bağımlı hayat veya bebeğin gelecek korkusu beni 32 yıl hapishaneye mahkum etmiş olabilir. Hamile kalmayı düşünmeye başladığım andan itibaren sürekli aklımın bir köşesinde nedendir bilinmez eşimi kaybetme korkum var. Zombileri de bu açıklıyor olabilir. Kaybetme, kaybolma da iyi bir anne olabilecek miyim çekincesinden oluyor olabilir.